1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Alın Teri Vurgusu
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde alın teri ve işçi hakları üzerine önemli değerlendirmeler.
Bütün işçi ve emekçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor, aileleriyle birlikte sağlık ve mutluluk içinde bir yaşam sürmelerini Yüce Rabbimizden diliyoruz.
Toplum olarak birçok kavramı ve günü, genellikle dış referanslarla anlamlandırma alışkanlığımız var. Bu bağlamda 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı da ele alınması gereken önemli bir gündür.
1 Mayıs, 19. yüzyılda sanayileşmenin getirdiği zor çalışma koşullarına karşı işçilerin mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 1886 yılında ABD’nin Chicago kentinde işçilerin günlük çalışma süresinin 8 saate indirilmesi talebiyle başlattıkları eylemler, bu günün sembolleşmesine zemin hazırlamıştır. 1889 yılında ise uluslararası bir boyut kazanarak “İşçi Bayramı” olarak anılmaya başlanmıştır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Batı dünyasında işçi hakları, genellikle uzun ve zorlu mücadeleler sonucunda elde edilmiştir. 20. yüzyılın ortalarına kadar süren ırk ayrımcılığı ve ağır çalışma koşulları, bu sürecin ne kadar sorunlu olduğunu açıkça göstermektedir.
Oysa Osmanlı toplumunda, İslam medeniyetinin etkisiyle emeğe ve insana bakış açısı çok daha farklı bir temele dayanmaktadır. Osmanlı’da insan, sadece bir üretim gücü olarak değil; onurlu bir varlık olarak görülmüştür. Bu anlayış, çalışma hayatına da yansımış ve işçi ile işveren arasındaki ilişkilerde adalet, merhamet ve hakkaniyet ön planda olmuştur. Hatta, yük hayvanlarının dinlenme hakları bile gözetilen bir hassasiyetle ele alınmıştır.
Dikkat çekici bir diğer husus ise, Osmanlı’da işçi haklarına dair düzenlemelerin oldukça erken dönemlerde yapılmış olmasıdır. 1766 yılında Kütahya’da fincancı esnafı ile yapılan ve “Kütahya Fincancılar Belgesi” olarak bilinen metin, çalışma koşullarını ve tarafların haklarını düzenleyen önemli bir örnek olarak kabul edilmektedir.
Bu durum, Batı’da hak arayışının çoğu zaman çatışma ve krizler üzerinden şekillenirken; bizim medeniyetimizde hakların başından itibaren bir ahlak ve vicdan meselesi olarak ele alındığını göstermektedir.
İşçiye Emeğinin Karşılığını Vermek
Mirat Haber olarak, tüm emekçi kardeşlerimizin 1 Mayıs’ını kutluyor ve bu konuda onlara destek olması açısından Peygamberimizin (sav) bu konudaki hadislerini kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz:
«Çalıştırdığınız kimseye, teri kurumadan ücretini verin.» (İbn-i Mâce, Ruhûn, 4)
“Ben kıyamet günü şu üç (grup) insanın düşmanıyım: Benim adıma and içtikten sonra sözünden cayan kişi. Hür bir insanı köle diye satıp parasını yiyen kişi. Ücretle bir işçi tutup işini gördüren ve işçinin ücretini vermeyen kişi.” (Buhârî, Büyü 106, Icâre 10. Ayrıca bk. İbni Mâce, Ruhun 4)
“İşçinin ücretini ödemeyen, hak ettiği emeğinin karşılığını vermeyen kimseler kıyamet gününde Allah’ı karşılarında bulacaklardır.” (Buhârî, İcare, 10)
İSLAMİ HABER “MİRAT”




