Manevi Değerler İçin Maddi Kazançların Feda Edilmesi
Maddi kazanç uğruna manevi kayıplara razı olmamak gerektiği vurgulanıyor.
Ramazan Kayan / Milat Gazetesi
Modern İbahiye Üzerine Düşünceler
Günümüzde, hedefe ulaşmak için her türlü aracı mubah gören bir anlayışın hâkim olduğu bir dönemde, bu durumu ele almak için tarihi bir şahsiyetten yola çıkmak istiyorum. Bu şahsiyet, büyük bir devlet adamı ve aynı zamanda derin bir hikmet sahibi olan Gazneli Mahmut’tur. Mahmut, Hindistan’a düzenlediği seferlerle İslam’ın yayılması için önemli mücadeleler vermiştir.
Bir sefer sonrası, Hint ordusunu yenerek büyük ganimetler elde eden Mahmut, bu ganimetler arasında bir putun da bulunduğunu görür. Hintliler, bu putu geri almak için ona yirmi batman altın teklif ederler. Bu teklif, onların inançları açısından son derece değerlidir. Ancak Mahmut, bu teklifi kabul etmez ve putu yakmak için ateş hazırlamaya karar verir.
Danışmanlarından bazıları, bu teklifi değerlendirerek, alınacak altınlarla devletin ihtiyaçlarının karşılanabileceğini savunurlar. Ancak Mahmut, bu durumun ahiretteki hesap gününde kendisine nasıl yansıyacağı konusunda derin bir endişe taşır. “Kıyamet günü Allah’ın önünde, ‘Azer ile Mahmut’a dikkat edin, biri put yontar, diğeri put satar’ denmesinden korkuyorum” der.
Bu olay, ahiret inancının dünya arzularının önünde nasıl bir öncelik taşıdığını gösterir. Burada, pragmatist bir mantığın ve amaca ulaşmak için her türlü kirli aracı meşrulaştırmanın olmadığını görmekteyiz. Ticaret, siyaset ve savaş gibi hayatın her alanında rabbani bir formatın benimsenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Başarı ve kaybın, kazanç ve hezimetin ahiret perspektifi üzerinden değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Piyasa kurallarının, Allah’ın yasalarının önüne geçmemesi gerektiği, manevi kazançların maddi kazançlardan daha önemli olduğu ifade ediliyor. Helal kazançta kararlı olmak, içgüdülerin baskısına boyun eğmemek gerektiği vurgulanıyor.
Her yolu mubah gören bir zihniyetin, yoldan çıkmanın habercisi olduğu, bu anlayışın aklı zehirlediği ifade ediliyor. Helal, hukuk ve ahlâk ilkelerinin yokluğunda elde edilen her şeyin sonunda kişinin hüsranı olacağına dikkat çekiliyor. En önemli kazancın, temiz kalabilmek ve kendimiz olabilmek olduğu belirtiliyor.
Haksız kazançlarla büyüyenlerin çöküşlerinin de büyük olacağı, meşruiyetin ve masumiyetin korunmasının en büyük başarı olduğu vurgulanıyor. Kazanmanın yeterli olmadığı, bu dünyadan göçerken önemli olanın ahiret kazancı olduğu ifade ediliyor. Modern insanın kâr ve kazanç peşinde koşarken ruhsal bir boşluk yaşadığı, vicdanın yerini algoritmaların aldığı gözlemleniyor.
İbahiye mezhebinin popülaritesinin artmasıyla birlikte, fırsatçı ve çıkarcı yaklaşımların piyasayı ele geçirdiği belirtiliyor. Hileli ve şaibeli işlerin sıradanlaştığı, bu tür davranışların sonunda haramilik ve haydutluğa yol açtığı ifade ediliyor. Hilekâr, sahtekâr ve riyakâr insanların kâr limitleriyle övünürken, Allah’ın hile yapanlara yönelik uyarılarına dikkat çekmek gerektiği vurgulanıyor.
Hayatı iman, vicdan ve mizan üzerinden yeniden temellendirmek zorunda olduğumuz, çıkarlar yerine değerler için var olmamız gerektiği belirtiliyor. Yükselmekten ziyade, istikrarlı bir şekilde doğru yolda ilerlemenin esas olduğu ifade ediliyor. Sonuç olarak, seferin sonunda Allah’tan razı olmak, asıl amacın gerçekleşmesi anlamına geliyor. Unutulmamalıdır ki, cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşenmiştir; bu nedenle dikkatli olunmalıdır.




