Muhtâr Es-Sekafî: Hayatı ve Şii Etkisi Üzerine Derinlemesine İnceleme
Muhtâr Es-Sekafî’nin hayatı, görüşleri ve Şii toplumu üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde ele alınıyor.
Sünni çevrelerde yaygın olan yanlış bilgilere rağmen, İslam tarihinin erken dönemlerinde, dört halife döneminin sona ermesiyle birlikte, İslam’ı yeniden yorumlama çabası doğrultusunda çeşitli ekoller ortaya çıkmıştır. Bu ekoller arasında Haricilik, Şiilik, Mutezile, Cebriye, Kaderiye ve tasavvuf gibi farklı akımlar yer almaktadır.
Sıffin Savaşı sırasında, Hz. Ali’ye (ra) itiraz amacıyla Haricilik akımı doğmuş, ardından Şiilik, özellikle Keysaniye dönemi olarak bilinen bir süreçte şekillenmiştir.
Muhtâr Es-Sekafî, Hz. Peygamber’in (s) yaşadığı dönemde Taif’te yaşamış, ancak onu görmediği için sahabi olarak kabul edilmemiştir. Hz. Ali’nin (ra) halifeliği döneminde öne çıktığı gözlemlenmektedir.
Muhtâr Es-Sekafî Kimdir?
Muhtâr, Taif’teki Sakif kabilesinin Ahlâf kolundandır. Hicri birinci yılda doğmuş olmasına rağmen sahabi olarak kabul edilmemiştir. Bu durum, Hz. Ömer’in hilafet yıllarına kadar Taif’te ikamet etmesinden kaynaklanıyor olabilir. Rivayetlere göre, “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” ayetinde bahsedilen iki şehir, Mekke ve Taif’tir; Velid b. Muğire ile Muhtâr’ın dedesi Mes’ud b. Amr olarak anılmaktadır.
Muhtâr’ın yaşadığı dönemde, yaptığı birçok yanlış iş üzerinden İslam’a gizli bir muhalefet yürüttüğü, aşırı yorumların onun hakkında bir kanaat oluşturduğu söylenebilir.
Rüya ile hareket etmenin yaygın olduğu bir ortamda, Muhtâr’ın rüyalarına büyük bir itibar gösterildiği anlaşılmaktadır. Örneğin, onun doğumuna dair annesinin gördüğü rüyada, “Bu çocuk aslandan daha güçlü olacak” denilmiştir.
Muhtâr, Hz. Ali’nin (ra) hilafeti döneminde amcası Sa’d b. Mes’ud’un yanında Cemel Savaşı’na katılmış ve ardından Hz. Ali’nin Medain valisi olmuştur. Bu süreçte, Hz. Ali’ye mal getirdiği ve cebinden 15 dirhem çıkartarak “Bu fahişelerin ücretidir” dediği rivayet edilmektedir.
Hz. Ali, Muhtâr hakkında “Allah onu kahretsin!” diyerek, onun kalbinde hala Lat ve Uzza sevgisi olduğunu belirtmiştir. Bu ifadeler, Muhtâr’ın hem iyi hem de kötü yönlerinin varlığını ortaya koymaktadır.
Muhtâr, siyasi faaliyetler bağlamında Müslim b. Akil’i desteklemiş ve hapis cezasına çarptırılmıştır. Hicri 60 yılında Yezid b. Muaviye’nin tahta geçmesiyle birlikte, siyasi hayatı yeniden şekillenmiştir. Yezid’in hilafetini onaylamayan bazı kişiler, Hz. Hüseyin’e Kufe’ye gelmesi için mektup yazmışlardır. Hz. Hüseyin de Müslim b. Akil’i Kufe’ye göndermiştir. Müslim, Kufe’ye vardığında Muhtâr’ın evinde konaklamış ve Muhtâr ona biat etmiştir.
Muhtâr, hapis hayatından kurtulmak için akrabası Abdullah b. Ömer’e mektup göndererek yardım istemiştir. Abdullah b. Ömer, Yezid’e Muhtâr’ın serbest bırakılması için mektup yazmış ve Yezid, İbn Ziyad’a Muhtâr’ın Kufe’yi terk etmesini emretmiştir. Muhtâr, Kufe’yi terk etmek zorunda kalmıştır.
Muhtâr, Kufe’den ayrıldıktan sonra Mekke’ye gitmiş ve orada Ehl-i Beyt’in intikamını almak amacıyla yeniden Kufe’ye dönmeye karar vermiştir. Kufe’de davet çalışmalarında bulunmuş ve kendisine katılanların çoğunluğunun Acemlerden oluştuğu kaydedilmiştir.
Tevabbûn Hareketi ve Muhtâr Es-Sekafî
Tevabbûn hareketi, Cemel ve Sıffin savaşlarında Hz. Ali’nin yanında yer almış, ancak daha sonra Hz. Hüseyin’i Kufe’ye davet edip Kerbela’da onu yalnız bırakan Müslümanların pişmanlık duyduğu bir harekettir. Bu hareketin en bilinen ismi, Hz. Peygamber’in vefatından sonra Kufe’ye yerleşen Süleyman b. Surad’dır.
Muhtâr, Hz. Hüseyin’in intikamını alma konusunda kararlıdır. Ancak Süleyman b. Surad’ın tercih edilmesi Muhtâr’ı rahatsız etmiştir. Kufe’yi ele geçirme planları yapmış ve burada davet çalışmalarına başlamıştır.
Muhtâr, Kufe’yi ele geçirdikten sonra halka hitap ederek biat almış ve kendisini Hz. Ali’nin haleflerinden biri olarak tanıtmıştır. Ancak Kufe eşrafından bazıları ona karşı isyan başlatmış, bu isyan bastırılmıştır.
Muhtâr, Kufe’de kendisine karşı olanları etkisiz hale getirerek, İbn Eşter’i büyük bir orduyla İbn Ziyad’a göndermiştir. Ancak, Mus’ab b. Zübeyr kuvvetleriyle yapılan savaşta Muhtâr, 67 yaşında iken öldürülmüştür.
Muhtâr Es-Sekafî’nin Ehl-i Beyt ile olan ilişkisi, onun siyasi hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Ehl-i Beyt’in intikamını alma arzusuyla hareket eden Muhtâr, siyasi çalkantılar içerisinde hayatını sürdürmüştür. Sonuç olarak, Muhtâr, dini açıdan zayıf bir kişilik sergilemesine rağmen, Ehl-i Beyt davasına hizmet etme niyetiyle hareket etmiştir.
Not: Bu yazının devamında Muhtâr Es-Sekafî’nin görüşleri ve Şii fırkaların teşekkülüne etkisi üzerine daha fazla bilgi verilecektir.
Dipnotlar:
*)Zuhruf Suresi; 43/31
Muhammed Usame Karadeniz, “Muhtâr Es-Sekafî; Şiiliğe Dair Farklı Bir Okuma”, Mana Yayınları 1. Baskı, 2024 İstanbul
**)İbn Sa’d, Kitabü’l-Tabakat VII, 99, 205 nolu dipnot.
Muhammed Usame Karadeniz, “Muhtâr Es-Sekafî; Şiiliğe Dair Farklı Bir Okuma”, Mana Yayınları 1. Baskı, 2024 İstanbul




