Şerif: Mekke Ortak Savunma Anlaşması ülkelere karşı değil
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın herhangi bir ülkeye karşı olmadığını belirterek bölgesel barış vurgusu yaptı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bölgesel güvenlik, Gazze’deki gelişmeler, Hindistan ile yaşanan gerilim ve su kaynakları konularında değerlendirmelerde bulundu.
Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının uluslararası deniz taşımacılığı açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Şerif, bu güzergâhların küresel ekonomi için hayati nitelikte olduğunu söyledi. Washington ile Tahran arasındaki çatışmaların deniz ulaşımını olumsuz etkilediğini belirten Şerif, söz konusu boğazların çatışma alanlarına dönüşmemesi ve ülkeleri birbirine bağlayan açık geçiş noktaları olarak kalması gerektiğini ifade etti.
Şerif, Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’ın Mekke kentine yönelik insansız hava aracı saldırısı girişimlerini de kınadı. Mekke’nin hedef alınmasını “kırmızı çizgi” olarak nitelendiren Pakistan Başbakanı, ülkesinin Suudi Arabistan halkıyla tam dayanışma içinde olduğunu belirtti.
Pakistan’ın ABD ile İran arasında, bölgeye yayılan çatışmaları sona erdirmeye yönelik görüşmeler kapsamında tarafları bir araya getirdiğini aktaran Şerif, savaşın Körfez ve daha geniş Orta Doğu coğrafyasında can kayıplarına ve ekonomik zarara yol açtığını dile getirdi. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik denizcilik rotalarının da ciddi baskı altında kaldığını söyledi.
Konuşmasında Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması‘na da değinen Şerif, anlaşmanın herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığını vurguladı. Şerif, metnin savunma, istikrar ve bölgesel barış için ortak bir taahhüt niteliğinde olduğunu kaydetti.
Pakistan Başbakanı, İsrail’in ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını sürdürmesini ve işgal altındaki Batı Şeria’daki operasyonlarını da eleştirdi. Filistin halkının, özellikle kadınların, çocukların ve yaşlıların, uzun süredir işgal, zorla yerinden edilme ve ölümle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
Şerif, 2024’te ailesiyle birlikte evinden ayrıldıktan günler sonra cansız bedenine ulaşılan 5 yaşındaki Hind Rajab’ı hatırlattı. İsrail saldırısı nedeniyle okulunun ilk gününde hayatını kaybettiğini belirttiği 8 yaşındaki Wafaa Akeela’nın ölümüne de değinen Şerif, Gazze’de doğan çocukların dünyanın başka yerlerindeki çocuklarla aynı yaşamı, geleceği ve hayalleri hak edip etmediğini sordu.
Hind Rajab, Wafaa Akeela ve çok sayıda Filistinlinin ölümünün, uluslararası toplumun sessizliğinin ve eylemsizliğinin göstergesi olarak hatırlanacağını söyleyen Şerif, Pakistan’ın başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde, 1967 öncesi sınırlar temelinde bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını desteklediğini belirtti. Şerif ayrıca İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarını kınayarak şiddetin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Hindistan ile Pakistan arasında Pahalgam’daki terör saldırısının ardından yaşanan çatışmalara da değinen Şerif, İslamabad’ın saldırıyla ilgili suçlamaları reddettiğini hatırlattı. Pakistan ordusunun Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in liderliğinde hassasiyet ve profesyonellikle karşılık verdiğini söyleyen Şerif, Mayıs 2025’te ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunan ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür etti.
Şerif, Trump’ın girişiminin yüz milyonlarca insanın hayatını kurtardığını belirterek ABD başkanının liderliğini övdü. Hindistan ile Pakistan arasındaki su kaynakları anlaşmazlığına da değinen Şerif, Hindistan’ın Pakistan’ın suya erişimini kısıtlamaya, engellemeye veya nehirlerin akışını değiştirmeye yönelik herhangi bir adımının savaş eylemi olarak değerlendirileceğini yineledi. Suyun silah olarak kullanılmaması gerektiğini ifade eden Şerif, nehirlerin ülkeleri bölmek yerine beslemesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da daha önce Newsweek’e verdiği röportajda, Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın İran, İsrail veya başka bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak yorumlanmaması gerektiğini belirtmişti. Erdoğan, anlaşmanın daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlenilen ortak sorumluluğu ifade ettiğini söylemişti.




