Irak’ın petrol gelirleri neden ABD’de tutuluyor?

Irak’ın petrol gelirleri, 2003 sonrası oluşturulan düzenlemeyle ABD finans sistemi üzerinden yönetiliyor. Bu yapı Bağdat’ın mali egemenliğini sınırlıyor.

Irak’ın petrol gelirleri, ülkenin sınırlarından binlerce kilometre uzakta, New York merkezli bir finans ağı üzerinden yönetiliyor. 2003’te ABD öncülüğündeki işgalin ardından kurulan sistem, ilk aşamada Irak’ın gelirlerini uluslararası alacaklıların taleplerinden korumak ve yeniden yapılanma harcamalarını karşılamak amacı taşıyordu.

Ancak aradan geçen yıllarda bu düzenleme, Washington’ın Bağdat’ın kendi dolarlarına erişimi üzerinde etkili olmasını sağladı. ABD, Irak hükümetine İran’ın nüfuzunu ve Tahran’la bağlantılı silahlı grupların faaliyetlerini sınırlaması yönünde baskı uygularken, finansal bağımlılık önemli bir siyasi araca dönüştü.

Bu durum nisan ayında daha açık biçimde görüldü. Washington’ın Irak’taki İran yanlısı silahlı gruplara ilişkin baskısını artırdığı dönemde, ülkeye gönderilmesi planlanan yaklaşık 500 milyon dolarlık nakit sevkiyatı durduruldu. Sevkiyat daha sonra yeniden başlatılsa da gelişme, Irak’ın ABD finans sistemine bağlılığının siyasi baskı amacıyla kullanılabileceğini ortaya koydu.

Dönemin Parlamento Maliye Komisyonu üyesi Muayen el-Kazımi, kararı eleştirerek hükümete Irak fonları üzerindeki ABD etkisini sona erdirme çağrısı yaptı. El-Kazımi, döviz kaynaklarının gönderilmesinin dondurulması veya geciktirilmesinin Irak devletinin mali ve siyasi egemenliğine müdahale anlamına geldiğini savundu.

Petrol gelirlerini yöneten sistem nasıl kuruldu?

Mevcut yapı, Mayıs 2003’te Koalisyon Geçici Yönetimi tarafından Irak Kalkınma Fonu’nun oluşturulmasıyla başladı. Fon, Irak’ın petrol gelirlerini toplamak ve bu kaynakları yeniden yapılanma ile insani ihtiyaçlar için kullanmak üzere tasarlanmıştı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1483 sayılı kararı uyarınca, Irak’ın petrol ve doğal gaz gelirleri Irak Merkez Bankası adına ABD Merkez Bankası’nda açılan özel bir hesaba aktarılıyordu. Gelirlerin yüzde 5’i ise Irak’ın 1990’da Kuveyt’i işgali nedeniyle ödemesi gereken tazminatlara ayrılıyordu.

Sisteme Saddam Hüseyin döneminden kalan ve dondurulan varlıklar ile BM’nin Petrol Karşılığı Gıda Programı’ndan artan kaynaklar da dahil edildi. Mekanizmanın temel hedeflerinden biri, Irak varlıklarını eski rejim dönemindeki borçları tahsil etmeye çalışan uluslararası alacaklılardan korumaktı.

Fonun denetimi için BM, IMF, Dünya Bankası ve Arap Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu temsilcilerinden oluşan bir Uluslararası Danışma ve İzleme Kurulu kuruldu. BM destekli düzenleme, Irak hükümetinin talebiyle 2011’de sona erdi; ancak petrol gelirlerinin ABD finans sistemi üzerinden aktarılması devam etti.

Bu dönemin ardından New York Fed bünyesinde IRAQ2 adıyla yeni bir hesap oluşturuldu. Irak petrol satışlarından elde edilen gelirler, Irak Merkez Bankası’na aktarılmadan önce bu hesapta tutulmaya başlandı. Böylece resmi uluslararası çerçeve değişse de Irak’ın ABD finans sistemine olan bağımlılığı sürdü.

Irak aynı zamanda BM düzenlemesi dönemindeki geniş uluslararası korumayı kaybetti. Ülkenin egemen varlıklarının dokunulmazlığı, bundan sonra her yıl yayımlanan ABD başkanlık kararnameleriyle güvence altına alınmaya başladı.

Bağdat neden parasını farklı bir finans merkezine taşımıyor?

Irak petrolünün fiyatlandırılması büyük ölçüde ABD doları üzerinden yapılıyor. Ülke, ithalatı ve uluslararası ticareti bakımından da dolara önemli ölçüde ihtiyaç duyuyor. Ayrıca yaklaşık 40 milyar dolarlık dış borcun henüz çözüme kavuşturulmamış olması, gelirlerin mevcut sistemin dışına çıkarılması halinde alacaklıların yeniden harekete geçebileceği endişesini doğuruyor.

Basra Üniversitesi ekonomi doçenti Ahmed Saddam’a göre, Irak Merkez Bankası hesabının New York’ta bulunması iki önemli avantaj sağlıyor. Bu yapı, Saddam döneminin alacaklılarının Irak’ın petrol gelirlerine el koymasını zorlaştırırken petrol satışlarının ve uluslararası ticaret ödemelerinin daha düşük maliyetle gerçekleştirilmesine yardımcı oluyor.

Ancak Saddam, sistemin Irak’ı ABD’nin kararlarına karşı savunmasız bıraktığını da belirtiyor. Washington’ın Irak’ın dolara erişimini kısıtlayabilmesi, ülkenin gerçek anlamda mali bağımsızlığa sahip olmadığı anlamına geliyor.

Irak’ın petrolünü euro veya Çin yuanı üzerinden satmasının mümkün olabileceğini belirten Saddam, bunun dolara bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmayacağını ifade ediyor. Çünkü petrolün uluslararası fiyatı hâlâ dolar üzerinden belirleniyor; farklı para birimleriyle yapılan ödemeler de çoğunlukla dolar kuru esas alınarak hesaplanıyor.

Saddam, ani bir kopuş yerine finansal çeşitlendirme öneriyor. Buna göre New York’taki hesap korunurken Avrupa ve Doğu Asya’daki merkez bankalarında yeni egemen hesaplar açılabilir. Petrol satışlarının bir bölümü euro ve yuan üzerinden gerçekleştirilebilir, ayrıca Irak bankalarının Avrupa ve Asya’daki büyük kuruluşlarla doğrudan muhabir bankacılık ilişkileri geliştirmesi sağlanabilir.

Finansal mekanizma İran politikasında nasıl kullanılıyor?

Irak’ın İran’la siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında yakın ilişkileri bulunuyor. Ülkede Tahran’la bağlantılı çok sayıda silahlı grubun faaliyet göstermesi, Washington’ın Irak finans sistemine yönelik denetimini İran’a karşı yürüttüğü baskı politikasının bir parçası haline getirdi.

ABD makamları, Irak bankalarını, döviz şirketlerini ve diğer finans kuruluşlarını yaptırım uygulanan kişi ve kurumlara dolar aktarmakla suçladı. Washington, Bağdat’tan finans sistemini ABD yaptırımlarıyla daha uyumlu hale getirmesini istedi ve Irak’ın dolar erişimi üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdı.

Irak, özel bankalar ile döviz şirketlerinin Merkez Bankası’ndan dinar karşılığında dolar almasını sağlayan ve resmi olarak döviz penceresi adı verilen sistemi 2025’in başlarında sona erdirdi. Karar, uzun süredir devam eden ABD baskısının ardından alındı.

Washington’ın etkisi yalnızca elektronik para transferleriyle sınırlı kalmadı. Nisan ayında durdurulan 500 milyon dolarlık nakit sevkiyatının Irak’ın kendi petrol gelirlerinden oluşması, gelişmeyi daha önemli hale getirdi. Uluslararası ticarette elektronik dolar transferleri sürse de olay, ABD’nin gerektiğinde Bağdat’ın fiziksel dolara erişimini de kısıtlayabileceğini gösterdi.

Irak hükümeti, İran ve İran yanlısı gruplarla ilişkilerini sürdürürken ABD ile bağlarını da korumaya çalışıyor. Petrol Bakanı Basem Muhammed Hudeyr, Federal Reserve sisteminden uzaklaşma konusunun Maliye Bakanlığı’nın yetki alanında olduğunu belirterek ayrıntılı açıklama yapmadı. Hudeyr, Bağdat ile Washington arasındaki diyaloğun olumlu ilerlediğini ve ABD’nin Irak hükümetine ekonomik ve siyasi dosyalarda destek verdiğini söyledi.

Irak kamuoyunda egemenlik ve yolsuzluk tartışması

Finansal bağımlılığın etkileri yalnızca hükümet ve merkez bankası düzeyinde tartışılmıyor. Bağdat’ta yaşayan 35 yaşındaki Hüseyin Ali, ABD denetiminin kaldırılmasının sıradan vatandaşların yaşamını kendiliğinden iyileştirmeyeceği görüşünde.

Ali, Irak bankacılık sisteminin yeterince güçlü olmadığı bir ortamda petrol gelirlerinin doğrudan ülkeye aktarılmasının yolsuzluk riskini büyütebileceğini savunuyor. Buna karşın paranın New York’ta tutulmasının ABD’ye Irak’ın siyasi, mali ve egemenlik alanlarında etkisini artırma imkânı verdiğini de kabul ediyor.

Basra’da yaşayan 55 yaşındaki Fatima Abdülkerim de benzer kaygılar taşıyor. Abdülkerim’e göre gelirlerin Irak’a doğrudan aktarılması teorik olarak ülkenin kendi kaynakları üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayabilir; ancak etkili denetim mekanizmaları kurulmadığı sürece paranın aynı siyasi aktörler ve yetkililer tarafından kötüye kullanılma riski bulunuyor.

Bu görüşler, Irak’ın karşı karşıya olduğu temel ikilemi ortaya koyuyor: Ülke bir yandan petrol gelirleri üzerindeki dış denetimden kurtulmak ve mali egemenliğini güçlendirmek isterken, diğer yandan zayıf bankacılık altyapısı ve yolsuzluk endişeleri nedeniyle mevcut ABD merkezli mekanizmanın sağladığı güvenlikten vazgeçmekte zorlanıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu