İskilipli Atıf Hoca: İslamcı Âlim ve Şehit

İskilipli Atıf Hoca’nın mirası ve şehadetinin önemi üzerine bir değerlendirme.

Bülent Gökgöz / HAKSÖZ DERGİSİ

“Tarihin üzerine bir unutkanlık perdesi çekildi. Zamanın gençleri hiçbir şey bilmiyor, en yakın tarihini de bilmiyor, söyleyeni yok. Bilenler söylemiyor, bilmeyenler uyduruyor. İşte hep hakikatler böyle karanlık içinde boğulup gidiyor…”

(Serezli Hafız Eşref Edip Fergan)

4 Şubat 1926 tarihinde, Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından verilen bir karar ile İslam âlimi İskilipli Mehmed Atıf Hoca idam edildi. Bu olay, erken dönem Kemalizm’in karanlık yüzünü, meclis koridorlarından zindanlara, sürgünlere ve idam sehpalarına taşıyan bir dönemin sembolü haline geldi. Cumhuriyetin kurucuları, muasırlaşma ve ilerleme hedefleri doğrultusunda, İslam düşüncesini ve temsilcilerini bir tehdit olarak görerek acımasız bir tasfiye sürecine girdi.

Mustafa Kemal’in Anadolu toplumunu, Ortaçağ zihniyetiyle hareket eden bir kitle olarak tanımlaması, bu dönemdeki toplumsal mühendislik çabalarının bir parçasıydı. Anadolu halkı, Osmanlı’dan miras kalan İslam aidiyetini, hilafet ve ümmet kurumları aracılığıyla sürdürmeye çalışıyordu. Ancak, Kemalist ulusçuluk ve laiklik, bu halkın dini kimliğini ve sosyal yapısını tehdit eden unsurlar olarak karşımıza çıkıyordu.

19. yüzyılda İslam coğrafyasında önemli gelişmelere öncülük eden Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh ve Reşid Rıza gibi isimler, Anadolu’daki Müslümanların da bu akımlardan etkilenmesini sağlamıştı. Ancak, Türkiye, bu düşünsel ve örgütsel çabaların dışında kalmış bir coğrafya olarak öne çıkıyordu. Afgani ve Abduh’un Anadolu’daki etkileri sınırlı kalmış, bu düşüncelerin sistematik bir harekete dönüşmesi ise mümkün olmamıştı.

İskilipli Atıf Hoca, bu dönemdeki baskıcı rejimin bir kurbanı olarak, İstiklal Mahkemeleri tarafından yargılanmış ve idam cezasına çarptırılmıştır. Bu mahkemeler, muhalefeti susturmak ve tasfiye etmek amacıyla kurulmuş, keyfi yargılamalarla tanınmıştır. İstiklal Mahkemeleri, muhalif düşüncelere karşı bir terör aracı olarak işlev görmüş, birçok masum insanı hedef almıştır.

Atıf Hoca’nın yargılanma süreci, Giresun İstiklal Mahkemesi’nde beraat etmesine rağmen Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından yeniden başlatılmıştır. İddianamesinde, Mahmut Şevket Paşa suikastı ve Teâlî-i İslam Cemiyeti gibi konular eklenmiştir. Bu durum, dönemin siyasi atmosferinin ne denli baskıcı ve hukuksuz olduğunu göstermektedir.

Atıf Hoca, İslamî değerlere sahip çıkan bir âlim olarak, Kemalist ideolojinin getirdiği değişikliklere karşı durmuştur. Şapka Kanunu ve laikleşme politikalarına karşı verdiği mücadele, onun İslamî kimliğini koruma çabasının bir parçasıdır. Bu bağlamda, Anadolu’daki şapka direnişleri, İslami değerleri savunma refleksinin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.

İskilipli Atıf Hoca, toplumun sosyal ve siyasal meselelerine duyarlılığı ile dikkat çekmiş, İslamî değerlerin korunması için yazılar kaleme almıştır. Onun görüşleri, dönemin siyasi ve sosyal sorunlarına ışık tutmakta ve geleceğe dair önemli dersler içermektedir. Atıf Hoca’nın mirası, sadece bir tarihsel figür olarak değil, aynı zamanda bir düşünce ve inanç mücadelesinin sembolü olarak da değerlendirilmektedir.

Rabbimiz, İskilipli Atıf Hoca’dan razı olsun…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu