İran, İsrail’in Ekim Seçimleri Öncesi Yeni Saldırılar Düzenleyebilir mi?
İran, İsrail’in Ekim seçimleri öncesinde yeni bir askeri operasyon düzenleyebileceğini değerlendiriyor. Tahran’ın güvenlik hesapları ve olası senaryolar incelendi.
Son günlerde İran’da yapılan güvenlik analizlerinde, İsrail’in Ekim ayındaki seçimler öncesinde İran’a karşı yeni bir askeri operasyon başlatabileceği ihtimali gündeme gelmiş durumda. Quincy Institute Başkan Yardımcısı Trita Parsi, bu değerlendirmenin, İsrail-Lübnan arasındaki güvenlik düzenlemelerinin askeri dengeleri nasıl etkilediği ile ilgili olduğunu belirtiyor.
İran’daki güvenlik değerlendirmeleri, İsrail’in Ekim ayında gerçekleştireceği siyasi süreç tamamlanmadan önce, yeni bir askeri harekâta girişebileceği senaryosunu öne çıkarıyor. Parsi, Tahran’ın bu analizinin yalnızca siyasi söylemlerle değil, sahada yaşanan gelişmelerle de bağlantılı olduğunu ifade ediyor.
Özellikle, İsrail ile Lübnan arasında sağlanan son güvenlik anlaşmasının, Hizbullah’ın olası bir çatışmada hareket alanını nasıl etkileyeceği, İranlı karar vericilerin dikkatini çeken önemli bir unsur. Parsi, İran’ın, İsrail güçlerinin Güney Lübnan’daki varlığının Hizbullah’ın gelecekteki askeri kapasitesini önemli ölçüde sınırlayacağına inandığını vurguluyor.
Hizbullah’ın geçmişteki çatışmalarda üstlendiği rolün, uluslararası kamuoyunda beklenenden daha az görünür olmasının nedenlerinden biri de İsrail’deki sıkı askeri sansür. Parsi, bu bilgi kısıtlamalarının, Hizbullah’ın operasyonlarının etkisini sınırlı bir şekilde yansıttığını ve bu nedenle uluslararası değerlendirmelerde örgütün savaşın seyrine etkisinin olduğundan daha düşük algılandığını savunuyor.
Analizde, askeri faktörlerin yanı sıra İsrail iç siyasetinin de önemli bir rol oynadığına dikkat çekiliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yaklaşan seçim süreci ve devam eden yargı süreçleri, yeni bir güvenlik krizinin yalnızca askeri değil, siyasi sonuçlar da doğurabileceği anlamına geliyor. Ancak bu durumun, Tahran’daki stratejik değerlendirmelerde dikkate alınan unsurlardan biri olduğu belirtiliyor.
İranlı karar alıcılar, ABD’nin olası tutumuna ilişkin üç farklı senaryo üzerinde de duruyor. İlk senaryoda, Washington’ın İsrail’in planlarından haberdar olduğu ve diplomatik düzenlemelerin bu süreci kolaylaştırdığı düşünülüyor. İkinci senaryoda, ABD yönetiminin planlardan habersiz olduğu ancak bir savaş durumunda İsrail’e destek vereceği öngörülüyor. Üçüncü senaryoda ise, Washington’ın gelişmelere hazırlıksız yakalanacağı ancak çatışmayı sınırlı destek politikasıyla yöneteceği değerlendiriliyor.
İran, İsrail’in Lübnan cephesindeki avantajının tek başına belirleyici olacağına inanmıyor. Ancak, İsrail’in kuzey sınırında daha düşük riskle hareket edebilmesinin yeni bir askeri operasyon ihtimalini artırdığı düşünülüyor. Tahran’ın endişeleri, yalnızca İsrail’in askeri hazırlıklarıyla sınırlı değil; aynı zamanda ABD yönetiminin olası bir kriz karşısında nasıl bir tutum sergileyeceğine dair belirsizlik de önemli bir kaygı oluşturuyor.




