Baroların LGBT Afişleri: Eleştiriler ve Tartışmalar

Baroların binalarına asılan LGBT afişleri, toplumsal tartışmalara yol açtı. Sibel Eraslan, bu durumu eleştiriyor.

Sibel Eraslan / Star

İstanbul 1. Barosu’nun Beyoğlu’ndaki binasına asılan bir afişte “LGBTI+ hakları, insan haklarıdır” ifadesi yer alıyor. Bu durum, Sibel Eraslan tarafından sert bir dille eleştiriliyor. Eraslan, LGBT harflerinin her birinin toplumsal bozulmayı ve insan varoluşunun tehdit altında olduğunu simgelediğini savunuyor. Özellikle afişteki artı işareti, tartışmaların odak noktası haline geliyor.

Artı işareti, LGBT’nin sosyal kabul görmeyen tüm yönelimlerini kapsadığı anlamına geliyor. Bu geniş ve kuralsız çatı altında, pedofili gibi cinsel yönelimlerin de yer aldığı iddiaları dikkat çekiyor. Hukuk Vakfı’ndan Av. Muharrem Balcı’nın kaleme aldığı bir değerlendirme, LGBT ve pedofili arasındaki ilişkileri mercek altına alıyor.

Balcı’nın değerlendirmesine göre, pedofili ile LGBT hareketleri arasında kesişim noktaları bulunuyor. 2002 yılında hayatını kaybeden aktivist Harry Hay, LGBT hareketinin öncülerinden biri olarak biliniyor. Hay, pedofili örgütlerinin savunucusu olarak da tanınıyor ve bu konuda eşcinsel örgütlerle pedofili grupları arasında bir bağ olduğunu öne sürüyor.

1980’lerde, pedofili derneği NAMBLA’nın, LGBT hareketlerini temsil eden uluslararası bir kuruluş olan ILGA’ya katılması, bu ilişkilerin kurumsallaşmasına zemin hazırladı. 1993 yılında Birleşmiş Milletler, ILGA’nın danışmanlık statüsünü onayladı. Ancak pedofili ile ilişkisi nedeniyle, ILGA’nın bu statüsü ciddi eleştirilere maruz kaldı ve 1994’te NAMBLA, ILGA’dan çıkarıldı.

Son yıllarda, pedofiliyi bir cinsel yönelim olarak tanımlayan görüşler de ortaya çıktı. 2018’de Würzburg Üniversitesi akademisyenleri, pedofilinin de LGBT gibi bir cinsel yönelim olduğunu savundu. 2022’de ise WPATH Danışmanı Miranda Galbreath, pedofili yerine ‘küçüklere ilgi duyan kimseler’ ifadesinin kullanılmasını önerdi. Bu durum, pedofilinin normalleştirilmesi çabası olarak değerlendiriliyor.

Eraslan, baroların bu konudaki tavrını sorguluyor. Baroların, çocuklara yönelik cinsel istismara karşı dururken, pedofiliyi LGBT hareketinin bir parçası olarak gören gruplarla aynı safta yer almasının çelişkili olduğunu vurguluyor. Barolar, meslek kuruluşları olarak tarafsız kalmalı ve kimlik dayatmasından uzak durmalıdır.

Bu durum, toplumsal bir paradoks yaratıyor ve Eraslan, baroların bu çelişkili tavrını eleştiriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu