ABD Başkan Yardımcısı Vance: Küresel Ekonomik Baskı Müzakereleri Etkiledi
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran ile müzakerelerde küresel ekonomik baskının etkilerini vurguladı.
İslami Analiz / Haber Merkezi
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, gazeteci Michael Knowles ile gerçekleştirdiği röportajda, İran ile yürütülen müzakerelere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Vance, ABD Başkanı Donald Trump’ın, bölgedeki güç dengelerini köklü bir şekilde değiştirmek ve müzakereleri ilerletmek için yeni stratejiler geliştirmek istediğini ifade etti.
Vance, “Başkan, Orta Doğu’ya yönelik yaklaşımında kartları yeniden dağıtarak, hangi baskı noktalarının nerede olduğunu belirleyip, ilerleme kaydedebileceğimiz alanları tespit etmeyi tercih ediyor. Şu anda tam olarak bu aşamadayız,” şeklinde konuştu.
Bölgede bazı değişimlerin yaşandığını belirten Vance, bu değişimlerin kalıcılığına dair soruların olduğunu vurguladı. Vance, “Başkan’ın vurguladığı gibi, sürecin kendi doğal akışında ilerlemesine izin vermemiz gerekiyor. İstediğimiz birkaç ana unsur var: Birincisi, İran’ın tüm ülkeyi nükleerden arındıracağına dair doğrulanabilir ve denetimlerle desteklenen kalıcı taahhütler almak. Bu hedefe nasıl ulaşacağımızı göreceğiz. İkincisi ise yalnızca İran ve ABD arasında değil; KİK, İsrail ve Lübnan arasında Orta Doğu’da nasıl bir düzen kurulacağını gözlemlemek istiyoruz. Bu durumu deneyimleyerek göreceğiz,” dedi.
Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatının mevcut düzeyinin tatmin edici olduğunu belirten Vance, “Başkan’ın talimatı, küresel petrol ekonomisini ve stokları rahatlatmak amacıyla bu mutabakat zaptını kullanmamız ve ardından gelişmeleri izlememiz yönündeydi,” ifadelerini kullandı.
Vance, İran’a karşı sürekli bombardıman talep eden sağ kanat eleştirmenlerinin, dünya enerji piyasalarındaki baskıyı göz ardı ettiklerini dile getirerek, “Şu anda müzakereler, küresel enerji ekonomisi üzerindeki baskının önemli ölçüde azaldığı bir ortamda sürdürülüyor. Son birkaç ayda İran ile ilgili yaptıklarımıza yönelik sağ kanattan gelen eleştirilerin en büyük hayal kırıklığı, bu eleştirmenlerin küresel enerji piyasalarındaki gelişmelerin siyasi argümanlarını nasıl etkilediğinin farkında olmamalarıdır,” dedi.




