Kanserli Çocukların Yanında Olan Beyaz Melekler

Kanserli çocukların tedavi süreçlerinde onlara destek olan hemşirelerin önemi ve eğitim programları hakkında bilgiler.

Kanser tanısı almış bir çocuk, yaşamının birçok alanında zorlu bir sürecin başlangıcına adım atmış demektir. Bu süreçte çocuklar, fiziksel ve duygusal olarak birçok zorlukla karşılaşırken, aileleri de belirsizlik, kaygı ve yoğun stresle başa çıkmak zorunda kalıyor. Sağlık profesyonelleri, tedavi sürecinin insani boyutunu güçlendiren önemli bir rol üstleniyor. Bu bağlamda, Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), Türkiye’nin 11 ilinden pek çok pediatrik hematoloji ve onkoloji hemşiresini ‘II. Ulusal Pediatrik Kanser Psikolojisi ve KAÇUV Çalışmaları Eğitimi’ programında bir araya getirdi.

Eğitim programında, psikoonkoloji ve psikososyal bakım, pediatrik kanserde travma duyarlı iletişim, çocuk ve ailelerle etkili iletişim süreçleri gibi çeşitli konular ele alındı. Ayrıca, tanı ve tedavi dönemlerinde ortaya çıkan psikososyal ihtiyaçlar, palyatif bakım desteği, onkolojik sosyal hizmet uygulamaları, hastanede gönüllü çalışmaları, sanat terapisi gibi başlıklar üzerinde duruldu. Vaka çalışmaları ve grup oturumları ile sahadan örnekler değerlendirildi. Sanat terapisi ve interaktif uygulamalar, katılımcılara psikososyal bakımın farklı araçlarını deneyimleme fırsatı sundu.

KAÇUV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İnci Yıldız, çocukluk çağı kanserinde psikososyal desteğin önemine dikkat çekerek, tedavi sürecinde bir çocuğun ihtiyaç duyduğu desteğin yalnızca tıbbi uygulamalarla sınırlı olmadığını belirtti. Çocuğun duygusal durumu, ailesinin yaşadığı zorluklar ve sağlık profesyonellerinin sorumluluklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yıldız, “KAÇUV olarak, çocukların tedavi süreçlerine bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Çocuğun iyilik halinin, ailesinin ve sağlık profesyonellerinin güçlenmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz” dedi.

Prof. Dr. Yıldız, pediatrik hematoloji ve onkoloji hemşirelerinin yalnızca tedavi süreçlerine değil, aynı zamanda çocukların ve ailelerin yaşadığı zorlu deneyimlere de tanıklık ettiğini vurguladı. Bu yoğun duygusal temasın, zamanla tükenme, şefkat yorgunluğu ve ikincil travmatik stres riskini beraberinde getirdiğini belirten Yıldız, “Bu eğitim, bu anlayışın önemli bir yansımasını oluşturuyor. Hemşirelerin psikososyal bakım alanındaki yetkinliklerini artırarak, çocukların ve ailelerinin yaşamına uzun vadeli katkı sunmayı hedefliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Yıldız, pediatrik hematoloji ve onkoloji servislerinde görev yapan hemşirelerin, çocuklar ve aileleriyle en yoğun teması kuran sağlık profesyonelleri arasında yer aldığını belirtti. Tanı anından tedavi sürecine, iyileşme döneminden palyatif bakım uygulamalarına kadar pek çok aşamada çocukların ve ailelerin yanında olan hemşirelerin, psikososyal destek süreçlerinde de kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin bilgi, beceri ve dayanıklılıklarının güçlendirilmesinin, çocuklara sunulan bakımın niteliğini doğrudan etkilediğini vurguladı. Travma duyarlı iletişim, ailelerle kurulan destekleyici ilişkiler ve duygusal ihtiyaçların erken fark edilmesi gibi unsurların bakım kalitesini şekillendiren temel unsurlar arasında yer aldığını sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu