ABD’nin saldırgan eylemine katılmak suç ortaklığıdır
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi, ABD’nin saldırı ve ekonomik kuşatmayı sürdürmesi halinde Tahran’ın savunma tedbirlerini artıracağını söyledi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırıları ve ekonomik baskısının hedeflerine ulaşamadığını söyledi. Bekayi, Washington saldırıları ve ekonomik kuşatmayı sürdürdüğü müddetçe İran’ın kendisini savunmak için gerekli adımları atmaya devam edeceğini belirtti.
Bölgedeki gerilimin 28 Şubat’ta başlayan saldırılarla sürdüğünü ifade eden Bekayi, ABD’nin ekonomik savaş politikalarının da İran’a karşı uygulanan zorlayıcı tedbirlerin bir parçası olduğunu kaydetti. Sözcü, İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırılarına da değinerek Gazze’deki soykırımın kesintisiz biçimde devam ettiğini savundu.
Bekayi, İran Cumhurbaşkanı’nın Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi sırasında Çin Devlet Başkanı’yla ikili görüşme gerçekleştirmemesinin ilişkilerde sorun olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Zirvenin kısa bir zaman diliminde yapıldığını belirten Bekayi, İran Cumhurbaşkanı’nın çok sayıda liderle görüştüğünü, Çin Başbakanı’yla da önemli konuların ele alındığı kısa bir temas gerçekleştirdiğini aktardı. İran ile Çin arasındaki ilişkilerin iyi olduğunu ve temasların sürdüğünü vurguladı.
Sözcü ayrıca cumartesi günü Yeni Delhi’de düzenlenecek BRICS Zirvesi’nin İran’ın diğer ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi açısından önemli bir fırsat sunacağını ifade etti.
Müzakere İran’ın hedefleri doğrultusunda kullanılan bir araç
Bekayi, Muhsin Rızai’nin müzakere sürecinde stratejik bir değişiklik yaşandığı yönündeki açıklamalarına ilişkin, müzakerenin tek başına iyi ya da kötü olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Diplomasi ve müzakerenin, ülkenin hedeflerini ilerletmek için kullanılan araçlar olduğunu belirten Bekayi, Dışişleri Bakanlığı’nın bundan sonraki süreçte ilgili makamların kararları doğrultusunda hareket edeceğini kaydetti.
ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran’la yaşanan çatışmanın savaş olmadığı yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Bekayi, bunun ulusal egemenliğe yönelik askeri saldırı olduğunu savundu. ABD’nin Birleşmiş Milletler Şartı’nı ihlal ederek bölgeye ve dünyaya savaş dayattığını ileri süren Bekayi, Washington’un uluslararası hukuk çerçevesinde hesap vermesi gerektiğini söyledi.
Lübnan saldırıları ve İran dosyasının BMGK’ye taşınması
İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarını da gündeme getiren Bekayi, ABD desteği, Birleşmiş Milletler’in eylemsizliği ve Avrupa ülkelerinin tutumu nedeniyle İsrail’in fiili bir dokunulmazlıktan yararlandığını öne sürdü. Bu saldırıların Lübnan’ın egemenliğini ihlal ettiğini belirten Bekayi, yaşananların direnişin önemini ve mevcut imkânlardan yararlanma gereğini daha açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
Batılı ülkelerin İran dosyasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıma girişiminin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi’nin raporuna dayandığını belirten Bekayi, benzer yöntemlere daha önce de başvurulduğunu söyledi. Batılı ülkelerin zor durumda kaldıklarında Ajans’a ve Grossi’ye yöneldiğini savunan Bekayi, “snapback” mekanizmasının işletilmesine yönelik iddiaların hukuki açıdan tutarsız olduğunu dile getirdi.
Bekayi, bu girişimin İran, Çin ve Rusya’nın snapback mekanizmasının uygulanabilir olmadığı yönündeki tutumunu da doğruladığını belirtti. Üç Avrupa ülkesinin izlediği politikanın giderek itibar kaybettiğini ve taleplerinin makul olmadığını söyleyen Bekayi, Ajans’ın erişim imkânlarının kısıtlanmasından ABD ile İsrail’in sorumlu olduğunu ileri sürdü. İran’ın atılacak her adıma karşı gerekli tedbirleri alacağını belirten Bekayi, aynı yöntemleri yeniden denemenin hata olacağını söyledi.
ABD’nin saldırgan eylemine katılmak suç ortaklığı anlamına gelir
Pentagon’un “Askerî Öfke” adı verilen operasyonu sona erdirme talimatını da değerlendiren Bekayi, ABD basınının bu adla duyurduğu operasyonun hedeflerine ulaşamadığını ve Washington’un itibarına zarar verdiğini savundu.
Güney Kore’nin İran’a karşı savaşa katılma ihtimaliyle ilgili bir soru üzerine Bekayi, Seul ile geçmişten bu yana iyi ilişkiler kurulduğunu ve bu ilişkilerin önemsendiğini söyledi. Ancak Bekayi, “ABD’nin saldırgan eylemine katılmak suç ortaklığı anlamına gelir” diyerek bunun bölgedeki durumu daha da karmaşıklaştıracağını ifade etti.
İran’ın Güney Kore konusunda resmi bir tutum açıklamadığını belirten Bekayi, Tahran’ın büyükelçilik kanalıyla Seul ile iletişim halinde olduğunu aktardı. Sözcü, tüm ülkeleri ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında araç haline gelmemeleri konusunda uyardı.
Ekonomik kuşatma askeri saldırının devamıdır
Bekayi, 28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail’in askeri saldırılarıyla karşı karşıya olduklarını, Hürmüz Boğazı’nın da bu süreçte güvenlik açısından hassas hale geldiğini söyledi. Son günlerde yaşanan gelişmelerin, İran’ın ABD savaş gemilerine karşı aldığı tedbirler bakımından özel bir nitelik taşıdığını belirten Bekayi, bu durumun İran ticaret gemilerine yönelik saldırılara yol açtığını öne sürdü.
Askeri saldırıların yanı sıra ekonomik savaş ve kuşatma sürdüğü sürece İran’ın savunma tedbirleri almak zorunda kalacağını ifade eden Bekayi, ABD’nin ticari gemilere ve sivillere yönelik saldırılarla övünemeyeceğini söyledi. İran’ın ABD savaş gemisine karşı gerçekleştirdiği eylemin, Tahran’ın doğal ve meşru savunma hakkı kapsamında olduğunu savundu.
ABD’nin yeni müzakereler yapılması yönündeki çağrısını da değerlendiren Bekayi, Washington’un İran’a dayattığı güvensizliği sona erdirmesi gerektiğini söyledi. Bunun için tüm saldırıların, ekonomik yaptırımların ve deniz ablukasının durdurulması gerektiğini belirten Bekayi, daha önce imzalanan mutabakatın üzerinden 26 gün geçtikten sonra ABD’nin yükümlülüklerini ihlal ettiğini ileri sürdü. Bekayi, saldırıyı başlatan ve anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmeyen tarafın ABD olduğunu ifade etti.
Hürmüz Boğazı’ndaki güvensizliğin İran’ın değil, ABD’nin eylemlerinin sonucu olduğunu savunan Bekayi, 28 Şubat’tan önce bölgede benzer bir sorun bulunmadığını söyledi. Boğazın, ABD saldırısı ve bölge ülkelerinin topraklarının kötüye kullanılması nedeniyle güvenlik riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten Bekayi, saldırganlık sürdüğü müddetçe gerçek anlamda güvenlikten söz edilemeyeceğini kaydetti.




