Firavun’un Sorgusu: ‘Rabbiniz Kim?’

Firavun, Hz. Musa’ya ‘Rabbiniz kim?’ diye sorarak inkarcı bir tavır sergiledi. Musa, Allah’ın yaratıcı ve yönlendirici özelliklerini vurguladı.

Hz. Musa ve kardeşi Harun, Firavun’a kendilerini tanıtırken, “Biz Rabb’inin sana gönderdiği elçileriz” demişlerdi. Ancak Firavun, Hz. Musa ve Harun’un bahsettiği Rabbin kendisinin de Rabbi olduğunu kabul etmeyi reddediyor. Bu nedenle, Hz. Musa’ya yönelttiği soruda, “Adına konuştuğunuz ve İsrailoğullarını serbest bırakmamı istediğiniz Rabbiniz kimdir?” diye soruyor.

Hz. Musa, bu soruya Allah’ın yaratıcılık ve rehberlik sıfatlarını öne çıkararak cevap veriyor. “Bizim Rabb’imiz, her varlığı farklı niteliklerle yaratan ve sonra da bu varlıkları yönlendiren Allah’tır” diyor.

Hz. Musa’nın bu cevabı, varlıkların yaratılışını ve yönlendirilmesini en özlü şekilde ifade eden bir ilahi vasıftır. Yani her varlığı varoluş sunmak, yaratılış amacına uygun niteliklerle donatmak ve bu amaca uygun işlevlere yönlendirmek anlamına geliyor.

Evrenin büyüklüğüne rağmen, insan bilimi ve çabası, varlıkların özelliklerini ve işlevlerini tam olarak anlamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum, sadece varlık birimleri hakkında bilgi edinme çabasıdır. İnsanların varlıkları yaratma veya işlevlerini yönlendirme yetkisi yoktur; bu, yalnızca yüce Allah’a aittir. Zira insan da Allah’ın bir yaratığıdır ve ona varoluşunu sunmuş, yaratılış amacına uygun niteliklerle donatmıştır.

Yüce Rabbimizin, her varlığa kendine özgü yaratılışını sunduktan sonra onu fonksiyonlarına yönlendirmesi, yalnızca O’na özgü bir durumdur.

Râzî, bu ayetleri yorumlarken özellikle “Rab” kavramı ve Allah’ın yaratma sanatına odaklanır. Ona göre, Firavun “Rabbiniz kim?” derken inkarcı bir tavır sergilemektedir. Firavun, kendisini en yüce rab olarak gördüğü için, Hz. Musa’nın bahsettiği Rabbin mahiyetini değil, varlık alemindeki yerini sorgulamaktadır.

Râzî, ayette geçen “Her şeye yaratılışını verdi” ifadesini, Allah’ın her varlığı amacına en uygun şekilde yarattığını belirterek açıklar. Örneğin, elin tutmaya, gözün görmeye uygun olması bir tesadüf değildir. Ayrıca, her varlığa hayatta kalması için gereken zıt özellikler ve yetenekler de verilmiştir.

Râzî, “Sonra Yol Göstermek” kavramını sadece dini hidayetle sınırlamaz, dört mertebede inceler: Fıtri ilham, duyular ve akıl, peygamberler ve vahiy, hidayet-i uzma. Ayette “yaratma”dan sonra “yol gösterme”nin gelmesi, bir varlığın sadece var olmasının yeterli olmadığını, o varlığın amacına ulaşması için ilahi bir rehberliğe ihtiyaç duyduğunu gösterir.

Fahrüddin Râzî, Hz. Musa’nın bu cevabı ile Firavun’a şunu demiştir: “Sen her şeye şekil veremezsin ve onlara içgüdülerini, görevlerini sen öğretemezsin. Öyleyse sen Rab olamazsın.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu