Zamanın Değeri: Hayatın En Kıymetli Nimetine Dikkat
Zaman, geri getirilemeyen en değerli nimettir. Süleyman Gülek, zamanın kıymetini ve bilinçli kullanımını vurguluyor.
Süleyman Gülek / Yeni Akit
Zamanın Anlamı ve Önemi
Zaman, kelime anlamıyla devir, çağ, mevsim, gün, saat gibi kavramları içerir. İnsan yaşamı, aslında zamanın bir yansımasıdır. Her yeni gün, yaşam sermayemizden bir parçayı alır. Bu nedenle zaman, ne satın alınabilen ne de geri getirilebilen en değerli nimettir. İnsan, sahip olduğu mal, mülk ya da makamı kaybettiğinde bunu telafi edebilir; fakat kaybedilen zaman asla geri dönmez. Zaman, yalnızca bir ölçü birimi değil, yaşamın kendisidir. Günümüzde insanlar zamanın hızla geçtiğinden şikayet etse de, çoğu zaman bu akışın farkında olmadan yaşamaktadır. Saatler ekran başında, günler gaflet içinde geçerken, yıllar da gözden kaybolup gitmektedir. Oysa zaman, doğru kullanıldığında insanı yücelten, israf edildiğinde ise pişmanlık getiren bir emanettir.
Zaman, insana verilen en büyük nimetlerden biridir. Hayat yolculuğumuz, saniyelerin, dakikaların ve anların birikimidir. Ancak çoğu insan, bu büyük sermayenin değerini yeterince kavrayamaz. Zaman, geri döndürülmesi mümkün olmayan tek hazinedir. Kaybedilen mal telafi edilebilir, unutulan bilgi yeniden öğrenilebilir; fakat geçen zaman geri getirilemez. Bu nedenle İslam, zamanın değerine vurgu yaparak insanları her anını bilinçli ve sorumlulukla yaşamaya teşvik etmiştir.
Hayatımızın en kıymetli sermayesi, en büyük nimeti ve imtihanı şüphesiz ki zamandır. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah, zamana yemin ederek bir sureye başlar ve insanın büyük bir kayıptan bahseder. “Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr, 103/1-3) Bu kısa ama derin anlamlar taşıyan sure, insanın zaman karşısındaki durumunu net bir şekilde ortaya koyar: Zamanını doğru değerlendirmeyen herkes kayıptadır. Ancak imanla, güzel amellerle ve hak üzere yaşamakla bu kayıptan kurtulmak mümkündür. Bir başka ayette ise insanın ömrünü nasıl geçirdiğiyle yüzleşeceği şöyle ifade edilir: “Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez halde çıkardı; size işitme, görme ve kalpler verdi ki şükredesiniz.” (Nahl, 16/78) Bu ayet, insanın sahip olduğu her nimetin ve özellikle zamanın bir şükür vesilesi olduğunu hatırlatır. Zamanın önemini ve değerini bilmek gerekmektedir.
Zaman: İlahi Bir Lütuf ve Hesap Konusu
İslam’da zaman, boş bir akış değildir. O, Allah’ın yarattığı, düzenlediği ve bizim için bir imtihan aracı kıldığı ilahi bir lütuftur. Kur’an’da pek çok ayette zamana, geceye, gündüze, fecre ve asra yemin edilir. Bu yeminler, zamanın kıymetini hatırlatır. Nitekim Allah Teâlâ buyurur: “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk, 67/2) Bu ayet, zamanın aslında bir imtihan olduğunu açıkça ortaya koyar. Her an, ya kazanç ya da kayıp hanesine yazılmaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de zamanın değerine sıkça dikkat çekmiştir. Bir hadisinde şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk, 1) Bu hadis, zamanın çoğu insan tarafından nasıl israf edildiğini açıkça ifade etmektedir. İnsan, boş zamanın değerini genellikle onu kaybettikten sonra anlar. Bir başka hadis-i şerifte ise insanın kıyamet günü hesaba çekileceği konular arasında zamanın özel bir yeri olduğu belirtilir: “Kıyamet günü insan beş şeyden hesaba çekilmedikçe bırakılmayacaktır. Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp, nerede harcadığından, bildikleriyle amel edip etmediğinden sorulacaktır.” (Tirmidhi, Kıyamet, 1) Bu hadis, zamanın özellikle gençlik döneminin ne kadar değerli olduğunu vurgular. Yaşanılan her gün, yaşlılığa atılan bir adım olsa da, insanın duyguları gençlik çağını sanki hiç bitmeyecekmiş gibi algılar. Bu yanılsama nedeniyle gençliğin güzel yılları, boş ve faydasız şeylere harcanır. Bu durum, “hayatını yaşamak” olarak adlandırılır. Bişr-i Hafi şöyle der: “Dün geçti, yarın var mı? Gençliğe de güvenme, ölen hep ihtiyar mı?” Gençlerimizin imanlı, ahlaklı, tutarlı, dürüst, iyi niyetli, ailesine, milletine ve insanlığa faydalı bireyler olması için gereken özen gösterilmelidir.
Zaman: Geri Dönüşü Olmayan Bir Fırsat
Zamanın en belirgin özelliği, geri döndürülemez oluşudur. Dün geçti, yarın ise henüz gelmedi. İnsan yalnızca içinde bulunduğu “an”a sahiptir. Bu gerçek, zamanın ne kadar kıymetli olduğunu açıkça ortaya koyar. Bir insanın hayatındaki en büyük kayıplardan biri, zamanını boşa harcamasıdır. Çünkü zaman; bilgiye, başarıya, olgunluğa ve maneviyata dönüşebilecek bir potansiyel taşır. Bu potansiyel değerlendirildiğinde insan yükselir; ihmal edildiğinde ise yerinde sayar, hatta geriler. Nice insanlar vardır ki, gençliklerini boş işlerle tüketmiş, yıllar sonra “Keşke zamanımı daha iyi değerlendirseydim” diyerek pişmanlık duymuştur. Bu pişmanlık, zamanın kıymetinin çoğu zaman gösterir.
Zaman, insana verilmiş bir emanet ve aynı zamanda bir sorumluluktur. İnsan, bu emaneti nasıl kullandığından dolayı ahirette hesaba çekilecektir. Bu bilinç, zaman kullanımını rastgele olmaktan çıkarır ve bilinçli bir hâle getirir. Bu nedenle her işimizi dünya ve ahiret saadetimiz için planlı ve düzenli yapmalı, vaktimizi israf etmemeliyiz.




