Veresiye Altın Alım Satımı Dinî Açıdan Nasıl Değerlendiriliyor?
Veresiye altın alım satımının dinî hükmü ve Diyanet’in açıklamaları hakkında detaylar.
Altın alım satımında ödemenin peşin veya vadeli yapılması, işlemin dinî hükmünü belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, altın ve gümüş gibi ziynet eşyalarının veresiye satışı ile ilgili sorulara yanıt vererek, peşin ödeme şartının önemini vurgulamaktadır.
Kurul, bu tür alışverişlerde peşin ödeme şartının yanı sıra hangi bedellerin vadeli olarak tahsil edilebileceğini açıklamıştır. Altın, gümüş, Türk lirası ve döviz gibi para cinsinden varlıkların değişimi, fıkıhta “sarf akdi” hükümlerine tabidir ve bu işlemin temel koşulu alışverişin peşin yapılmasıdır. Eğer bedellerden biri vadeye bırakılırsa, bu durum nesîe ribâsı olarak adlandırılan faize dönüşmektedir. Bu nedenle, altın veya gümüşten yapılmış ziynet eşyalarının para karşılığında vadeli olarak alınıp satılması dinî açıdan caiz değildir.
“Bu itibarla altın veya gümüşten yapılmış ziynet eşyalarının Türk lirası ya da döviz gibi itibari paralar karşılığında vadeli (veresiye/taksitli) olarak alınıp satılması caiz değildir.”
Açıklama, hem alım hem de satım işlemlerini kapsamaktadır. Altın veya gümüşün Türk lirası yerine dövizle alınması, peşin ödeme şartını değiştirmemektedir. Kurul, vadeli alışverişi “veresiye/taksitli” olarak değerlendirmekte ve bu nedenle altın ziynet eşyasının bedelinin taksitlere bölünerek ödenmesi de caiz görülmemektedir. Burada önemli olan, altın veya gümüş bedelinin işlem sırasında karşılıklı olarak teslim edilmesidir.
Kurul, ziynet eşyasındaki altın veya gümüş bedelinin peşin ödenmesi kaydıyla, işçilik ve kıymetli taşlar gibi diğer bedellerin vadeli olarak tahsil edilebileceğini belirtmektedir. Bu durumda, ziynet eşyasının altın bedelinin vadeye bırakılması ile yalnızca işçilik veya kıymetli taş bedelinin sonradan ödenmesi arasında bir fark bulunmaktadır. İzin verilen durum, altın veya gümüş bedelinin peşin ödenmesi şartına dayanmaktadır.
Gümüş ziynet eşyaları da aynı hükme tabidir. Bu eşyaların Türk lirası veya döviz karşılığında veresiye ya da taksitle alınıp satılması caiz görülmemektedir. Ancak gümüşün bedeli peşin ödendiğinde, kalan bedelin vadeli tahsil edilmesine izin verilmektedir.
Kurul, altın ve gümüşün işlenmiş veya külçe hali arasında, sarf hükümlerine tabi olma açısından bir fark bulunmadığını ifade etmektedir. Altın veya gümüşün ziynet eşyası olarak işlenmiş olması, peşin ödeme şartını ortadan kaldırmamaktadır. Din İşleri Yüksek Kurulu, bu konudaki açıklamalarında fıkıh kaynakları ve Peygamber Efendimizin (s.a.s.) hadislerine de yer vermektedir. Bu hadisler, altın ve gümüş alışverişinin peşin yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
“Altın ve gümüşü peşin olarak mübadele ediniz.”
“Altın ve gümüşten peşin olmayanı peşin karşılığında satmayınız.”
Kurul, bu hadislerin Müslim’in Müsâkāt ve Tirmizî’nin Büyû‘ bölümlerinden alındığını belirtmektedir. Alışverişin hükmünü belirleyen ayrım açık bir şekilde ortaya konmuştur: Altın veya gümüşün bedeli peşin ödenmeli, işçilik ve kıymetli taşlar gibi kalan bedeller ise bu şart sağlandığında vadeye bırakılabilir.
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, “Altın veya gümüşten imal edilmiş ziynet eşyasının veresiye satışı caiz midir?” başlıklı cevap.
Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu
Kaynak:




