Rabbinin Seçimi: Hz. Adem’in Peygamberliği ve Tevbeleri

Hz. Adem’in peygamber olarak seçilmesi ve tevbesinin kabulü üzerine derin bir bakış.

Rabbi onu seçti. Tevbesini kabul etti ve doğru yolu gösterdi. (Taha: 122)

Rabbi, Hz. Adem’i seçerek onun tevbesini kabul etti ve onu peygamber olarak atadı. Bu durum, Adem’in çocuklarına da peygamberlik görevinin verilmesiyle sonuçlandı. Böylece, yeryüzünde peygamberlik yolunun ilk rehberi Hz. Adem oldu.

Hz. Adem, aynı zamanda şeytanın vesvesesine kapılan ilk insan olarak da dikkat çekmektedir. İnsanlığın düşmanı olan Şeytan’a ilk aldanan kişi yine Adem’dir ve bu durum, Rabbimizin onu sorumlu tutmasına yol açmıştır. Bu bağlamda, ailedeki ilk sorumluluk erkeğe aittir. Eğer bir ailede düzen ve Allah’a uygun bir kulluk varsa, bu başarı erkeğin sorumluluğundadır. Aksi takdirde, ailedeki bozukluk ve itaatsizlik durumunda da sorumluluk yine erkeğe düşmektedir. Dolayısıyla, ilk irkilme, ilk tevbe ve ilk düzeltme erkekler tarafından gerçekleştirilmelidir.

Bu ayetten anlaşıldığı üzere, Hz. Adem, peygamber olmadan önce Allah’a verdiği sözü unutarak şeytanın vesvesesine kapılmış ve yasaklanan ağacın meyvesinden yemiştir. Bu sebeple cennetten çıkarılarak dünyaya gönderilme cezasını hak etmiştir. Ancak Allah, onun tevbesini kabul etmiş ve onu peygamber olarak seçerek doğru yolu göstermiştir.

BASAİRUL KUR’AN

Rabbi onu seçti çünkü o, Rabbine bile bile isyan etmemiştir. Günahında ısrar etmemiştir. Günahının farkına varır varmaz utandı ve Allah’tan bağışlanma diledi: “Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik; eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.” (A’raf: 23). Adem ve Havva’nın aksine şeytan lanetlenmiştir, çünkü o sadece Rabbine isyan etmekle kalmamış, aynı zamanda günahında ısrar etmiştir. Allah’ın, topraktan yarattığı Adem’i ateşten yaratılmış olan kendisine tercih ettiğini söyleyerek küstahça Allah’ı tehdit etmiştir.

Yani, Allah sadece onu bağışlamakla kalmamış, aynı zamanda ona hidayet vermiş ve tabi olacağı yolu öğretmiştir.

TEFHİMUL KURAN

Râzî, bu ayet üzerindeki yorumlarını şu şekilde özetler:

1. “Istıfâ” (Seçilme) Kavramı: Râzî, ayetteki “Sümmectebâhu Rabbühü” ifadesinin Hz. Adem’in hatasından sonraki durumu işaret ettiğine dikkat çeker. Peygamberlik makamı, Hz. Adem’in işlediği fiilin onu düşürmediğinin kanıtıdır. Bu olaydan sonra Allah onu tekrar “seçmiş” ve yakınlığına kabul etmiştir.

2. Tövbenin Kabulü: Ayette geçen “fetâbe aleyhi” kısmı, kul ile Allah arasındaki ilişki bağlamında açıklanır. Râzî, kulun tövbe etmesinin ancak Allah’ın ona bu başarıyı vermesiyle mümkün olduğunu savunur. Yani Allah kuluna yönelir ki, kul da O’na dönebilirsin.

3. “Hidayet” (Doğru Yolu Gösterme): Ayetin sonundaki “ve hedâ” ifadesi, hidayetin sadece bir kerelik bir yol gösterme değil, vahyin devam etmesi ve Hz. Adem’in yeryüzündeki halifelik görevine hazırlanması anlamına geldiğini belirtir. Bu, Allah’ın Hz. Adem’e zatını ve sıfatlarını daha derin bir marifetle tanıtmasıdır.

Râzî’ye göre, “Eğer bir hata işlemek kişinin tamamen helakine sebep olsaydı, Allah Hz. Adem’i ‘seçtiğini’ söylemezdi. Bu ayet, büyük bir imtihandan geçen kulun, samimi bir yönelişle eskisinden daha yüce bir makama erebileceğinin kanıtıdır.”

TEFSİRİ KEBİR

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu