İpsala’da 4,5 Milyon Euro’luk Yaban Mersini Yatırımı

İpsala’da 4,5 milyon euro yatırımla hayata geçirilen yaban mersini projesi, tarımda dönüşüm ve kadın istihdamı için önemli bir adım.

DCT Trading’in hikâyesi, pamuk ticaretinin ötesinde, bir aidiyet ve ilke anlayışını yansıtıyor. Merhum Dr. Sadık Ahmet’in oğlu Levent Sadık Ahmet’in liderliğinde, Batı Trakya’da teknoloji odaklı tarım yatırımlarına dönüşen firma, yıllarca süren pamuk ticaretindeki deneyimini şimdi yüksek katma değerli meyve üretimine aktarıyor. Yunanistan’da kurulan yaban mersini ve kiraz üretim tesisleri, sadece ekonomik bir yatırım değil, aynı zamanda sınır ötesi iş birliği, kadın istihdamı ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının somut örneklerini sunuyor.

Bu vizyonu yerinde görmek için düzenlenen basın gezisi, Gümülcine’deki kiraz paketleme tesisinden İpsala’daki 4,5 milyon euroluk yaban mersini projesine kadar her aşamanın tarımın ne denli disiplinli, teknolojik ve yüksek getirili bir sektör olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Pamuk ticareti ile yola çıkan firma, şimdi yaban mersini ve kiraz üretiminde Avrupa pazarına açılıyor. Ancak DCT Trading’in Yunanistan’daki basın gezisi, benim için çok daha derin bir anlam taşıdı: Teknoloji ile harmanlanmış bir tarım vizyonu ve sınırların ötesine uzanan bir iş birliği hikâyesi.

Etkinliğin ev sahibi DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, Batı Trakya’da 15 yaşına kadar büyümüş bir iş insanı. Kiraz işleme ve paketleme tesisinde basın mensuplarını gezdiren Levent Sadık Ahmet, bu süreçte karşımıza çıkan mühendislik ve disiplinin büyüklüğünü gözler önüne serdi. Kirazlar bahçeden toplandıktan sonra 15-20 dakika içinde soğuk suyla şoklanıyor, bu işlem ürünlerin raf ömrünü ve tazeliğini artırıyor. Sonrasında optik kalibratör devreye giriyor ve her bir kirazın kalitesi titizlikle analiz ediliyor. Zedelenmiş veya iç kanaması olan meyveler otomatik olarak ayıklanıyor.

Levent Sadık Ahmet’in sektöre olan hâkimiyeti, anlatımındaki netlikte kendini gösteriyor: “30 cm’den daha yüksek bir noktadan kirazı sert bir yüzeye bıraktığınızda iç kanama oluşur. Bu gözle görülmez ama optik kalibratör bunu tespit eder. Aksi halde Almanya’ya giden bir TIR’da 120-150 bin euro değerindeki ürün çürüyebilir ve ceza alabilirsiniz” diyerek bu konudaki hassasiyeti vurguluyor.

Bu ekonomik değer, yalnızca maddi boyutuyla değil, aynı zamanda itibar kaybı ve süpermarket zincirleriyle ilişkilerin zedelenmesi riski açısından da önemli. Bu nedenle izlenebilirlik sistemi şart. Her üreticinin GlobalGap CCN numarasıyla takip edildiği, hangi ilacın ne zaman kullanıldığının kaydedildiği bilgisi de dikkat çekiyor. Levent Sadık Ahmet, “Ne olursa olsun üretici kızabilir ama insan sağlığıyla oynama hakkımız yok. Bu ilkelerle çalışan bir şirketiz” diyor.

Sonrasında, 127 dönümlük atıl bir arazi üzerine kurulan yaban mersini çiftliğine geçiyoruz. Burası, Yunanistan’ın en büyük yaban mersini üretim çiftliği olma yolunda ilerliyor. Levent Sadık Ahmet, 80 yıldır işlenmemiş bu toprakları nasıl dönüştürdüklerini anlatırken, ekonomik verileri de paylaşıyor. Yatırımın büyüklüğü 175 dönüm olarak belirlenmiş ve 2026 sonunda 155-160 dönüm hedefleniyor. Bir kilogram yaban mersininin maliyeti yaklaşık 4 euro, satış fiyatı ise 10-11 euro arasında değişiyor. Kâr marjı yüzde 40 civarında ve amortisman süresi 5 yıl olarak öngörülüyor. Üretimin yüzde 83’ü Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor. Saksıda yapılan üretim, otomasyon sistemiyle kontrol ediliyor ve tüm parametreler bir cep telefonu uygulamasından yönetiliyor. Bu sistemin tamamen Türk malı olması da gurur verici bir detay.

Asıl sürpriz ise “Queensberry” projesinde yer alan 10 kadın girişimciden biri olan Zeynep Tevfikoğlu. Levent Sadık Ahmet’in ifadesiyle “10 kraliçe” olarak adlandırılan bu kadınlar, kendi işlerini bırakıp bu projeye ortak olmuşlar. Yaban mersini üretimine sözleşmeli tarımla başlıyorlar. Zeynep Tevfikoğlu, seramik sanatçısı ve Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı olarak heyecanını şu sözlerle ifade ediyor: “Seramikte olduğu gibi tarım da emek ve özveriyle buluştuğunda kaliteli ürünler veriyor.” Tarım, yalnızca toprakla uğraşmak değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm aracı olarak da değerlendiriliyor. Kadınların ekonomiye katılımı, bu projenin merkezinde yer alıyor.

Gezinin ikinci gününde, Edirne İpsala’da Bluefarm Tarım’ın yeni projesinin lansmanına tanıklık ettik. Türkiye ve Avrupa’nın en modern yaban mersini üretim çiftliği olmayı hedefleyen bu büyük yatırım, 4,5 milyon euro ile hayata geçiriliyor. 265 dönümlük alan üzerine kurulacak projede yaklaşık 150 bin yaban mersini fidanı dikilecek. DCT Trading’in bağlı ortaklığı Bluefarm Tarım, Maxis Girişim Sermayesi ile birlikte bu projeyi gerçekleştiriyor ve lansmana Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer de katıldı.

Vali Sezer, törende yaptığı konuşmada dikkat çekici bir gerçeği paylaştı: “Edirne, Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını karşılıyor. Ay çekirdeği, buğday ve kanola gibi ürünlerde de başarılıyız. Ancak katma değeri yüksek, alternatif ürünlere ihtiyacımız var. Yaban mersini bu anlamda oldukça önemli.” Sezer, projenin bölgede yaygınlaşması durumunda binlerce dönümde bu faaliyetin gerçekleştirilebileceğini de sözlerine ekledi. Ayrıca, bu yatırımın Gümülcine ve Batı Trakya Türkleri’nin gönlünde yer eden Sadık Ahmet’in eşi ve evladı tarafından hayata geçirilmesinin gururunu da dile getirdi.

Levent Sadık Ahmet, Bluefarm Tarım’ı sadece bir üretici olarak değil, aynı zamanda “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını belirtiyor. Projenin en dikkat çekici özelliklerinden biri tamamen otomasyon tabanlı olması. Sulamadan gübrelemeye, bitki sağlığından iklim kontrolüne kadar tüm aşamalar dijital olarak takip edilecek ve üretim saksılarda gerçekleştirilecek. Ayrıca, Levent Sadık Ahmet, Yunanistan’daki bağlı ortaklıkları Bluefarm IKE ve YAKA IKE’nin deneyimlerini buraya taşıyarak, üretimden paketlemeye, ihracattan raflara kadar entegre bir değer zinciri oluşturacaklarını ifade ediyor. Hedef, bölgede sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat odaklı bir tarım ekosistemi inşa etmek.

Projenin finansal yapısı da dikkat çekiyor. Maxis Girişim Sermayesi (İş Bankası iştiraki) bu yatırımın ortağı. Maxis Genel Müdürü Özgür Temel, bunun bir “etki yatırımı” olduğunu vurguluyor: “Kadınların iş hayatına katılımı, sürdürülebilir üretim ve bölgesel kalkınma… Finansal getirinin ötesinde anlamlı sosyal ve ekonomik değer yaratıyor.” Temel, ayrıca yaban mersini gibi yüksek katma değerli bir ürünle Türkiye’nin Avrupa pazarında daha güçlü bir tedarikçi konumuna geleceğini belirtiyor.

Levent Sadık Ahmet, Türkiye’deki devlet teşviklerine de dikkat çekiyor. Ziraat Bankası’nın sunduğu sübvansiyonlu krediler, 35 milyon TL’ye kadar 2 yıl ödemesiz ve 7 yıl vadeli olarak sağlanıyor, devlet bu kredinin yüzde 75’ini sübvanse ediyor. Ayrıca sulama sistemleri için sıfır faizli krediler mevcut. “Bu, neredeyse bedava finansman demek. Dünyada çok az yerde var” diyor.

“Bu model Türkiye’de neden yaygın değil?” sorusunun cevabını Levent Bey veriyor: “Ölçek, disiplin, izlenebilirlik ve uzun vadeli düşünme. Tarımda ölçeği yakaladığınız an söz sahibi olursunuz.”

Levent Sadık Ahmet, babasından devraldığı ilkeleri küresel bir tarım vizyonuna dönüştürmüş durumda. Dr. Sadık Ahmet’in mücadelesi, bugün Levent Sadık Ahmet’in elinde yaban mersini ve kirazla, teknolojiyle, kadın istihdamıyla ve uluslararası iş birlikleriyle yeniden hayat buluyor. Ve belki de en önemlisi, bu topraklarda üretilen her bir yaban mersini, bir dostluk hikâyesinin, bir aile mirasının ve sınırları aşan bir iştahın meyvesi oluyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu