Uzmanlar İklim Değişikliği Nedeniyle Sivrisinek ve Kene Riskine Dikkat Çekiyor

Uzmanlar, iklim değişikliğinin sivrisinek ve kene popülasyonlarını artırdığını ve sağlık risklerini yükselttiğini vurguladı.

Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle sivrisinek ve kene gibi zararlı türlerin daha erken ortaya çıktığını ve yıllık nesil sayılarının arttığını belirtiyor. Bu durum, olası sağlık sorunlarına karşı daha dikkatli olunması gerektiği uyarısını da beraberinde getiriyor.

İklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar, uzayan yaz mevsimi ve değişen yağış düzenleri, böcek popülasyonlarını etkiliyor. İnsanlarla etkileşime giren ve hastalık taşıma riski bulunan sivrisinek ve kenelerin yanı sıra alerjik reaksiyonlara yol açabilen çam kese böceği gibi türlerin yayılım alanları genişliyor. Bu da vektör kaynaklı hastalıkların ve alerjik vakaların artış riskini beraberinde getiriyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, iklim değişikliğinin doğadaki dengeleri etkileyen kapsamlı bir süreç olduğunu ifade etti. Küresel ortalama sıcaklıktaki artışın canlılar üzerindeki etkilerine dikkat çeken Akça, bu değişimden en çok etkilenen grupların başında böceklerin geldiğini vurguladı.

Böceklerin yaşam döngülerinin sıcaklığa doğrudan bağlı olduğunu belirten Akça, sert geçen kışların popülasyonların büyük bir kısmının doğal olarak yok olmasına neden olduğunu, fakat kışların daha ılıman geçmesiyle bu kayıpların azaldığını açıkladı. Özellikle sivrisinek ve kenelerin 20-25 derece aralığında üreme ve gelişim hızının arttığını kaydeden Akça, sıcak dönemlerin uzamasının böceklerin daha uzun süre aktif kalmalarına ve daha fazla nesil vermelerine olanak sağladığını dile getirdi.

Karadeniz Bölgesi’nde haziran sonlarında görülen sivrisineklerin yaklaşık bir ay daha erken ortaya çıktığını belirten Akça, Adana gibi sıcak bölgelerde sivrisineklerin yılda 10’dan fazla nesil verebildiğini, Karadeniz gibi daha serin bölgelerde ise bu sayının 2-4 arasında kaldığını ifade etti. İklim değişikliği ile ortaya çıkış zamanının bir ay öne çekildiğini ve yıllık nesil sayısının arttığını vurguladı.

Sivrisineklerin sucul canlılar olduğunu hatırlatan Akça, hava sıcaklığındaki artışın su sıcaklığını da yükselterek larvaların daha hızlı gelişmesine neden olduğunu söyledi. Ayrıca, iklim değişikliğinin türlerin coğrafi dağılımını değiştirdiğini belirten Akça, Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde görülen çam kese böceğinin daha kuzey ve yüksek rakımlı alanlara yayıldığını ifade etti.

Yüksek Sıcaklık Kenelerin Yumurtlama Sayısını Artırıyor

Özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının görüldüğü Sivas, Çorum, Amasya ve Samsun çevresinde riskin arttığını belirten Akça, daha önce haziran ayında gündeme gelen vakaların artık nisandan itibaren görülmeye başlandığını anlattı. Kenelerin uygun koşullarda 500 ile 5 bin arasında yumurta bırakabildiğini ifade eden Akça, sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte yumurta ve nesil sayısının arttığını, bazı bölgelerde iki nesil veren türlerin 5-6 nesle kadar ulaşabildiğini belirtti. Sivrisinek ve kenelerin daha erken ve uzun süre görülmesinin insan sağlığı açısından riskleri artırdığını vurguladı.

Sivrisineklerle mücadelede en etkili yöntemin larva dönemine yönelik çalışmalar olduğunu belirten Akça, belediyelerin sulak alanlarda larva mücadelesinin önemine dikkat çekti. Ev ve bahçelerde açık bırakılan su birikintilerinin sivrisineklerin üremesi için uygun ortam oluşturduğunu ifade eden Akça, sineklik ve cibinlik kullanımının önemli korunma yöntemleri arasında yer aldığını kaydetti. Kenelere karşı ise park ve bahçelerde çimlerin kısa tutulması, yabancı otların temizlenmesi ve riskli alanlarda düzenli ilaçlama yapılması gerektiğini vurguladı. Özellikle çocukların uzun otların bulunduğu alanlarda dikkatli olması gerektiğini belirtti.

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, sivrisinek kaynaklı hastalıkların ve kenelerin taşıdığı enfeksiyonların yeni bölgelere yayıldığını ifade etti. İklim değişikliğinin çam kese böceğini de etkilediğini belirten Torun, daha ılıman geçen kışların bu türün hayatta kalmasını kolaylaştırdığını, bu nedenle kuzeye ve yüksek rakımlı bölgelere doğru yayıldığını anlattı.

Torun, çam kese böceğinin insanlarda kaşıntı, döküntü, nefes darlığı ve astım ataklarına neden olabileceğini belirterek, türün yaygınlaşmasının insan sağlığı ve orman ekosistemleri açısından tehdit oluşturduğunu ifade etti. KKKA’nın daha kuzey ve batı bölgelerine ilerleme potansiyeli taşıdığını belirten Torun, sıcak geçen yazlarla Batı Nil Ateşi vakalarında da artış görülebileceğini söyledi. Son yıllarda özellikle Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yerleşmeye başlayan Asya kaplan sivrisineği türünün dang ateşi ve chikungunya gibi hastalıkların bulaşma riskini artırabileceğini vurgulayan Torun, leishmaniasis (şark çıbanı) vakalarının da yeni bölgelere taşınma potansiyeli bulunduğunu ifade etti.

Lyme hastalığı açısından risklerin arttığını belirten Torun, Türkiye’nin özellikle Karadeniz, Marmara ve Akdeniz kuşağında sivrisinek ve kene kaynaklı hastalıklar açısından Avrupa’nın önemli geçiş bölgelerinden biri olabileceğini ifade etti. Durgun su birikintilerinin ortadan kaldırılması, sineklik kullanılması ve kırsal alan dönüşümlerinde vücutta kene kontrolü yapılmasının vektör kaynaklı hastalıklara karşı etkili önlemler arasında yer aldığını vurguladı. Torun, iklim değişikliğinin küresel halk sağlığı meselesi olduğunu sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu