Almanya’nın Süleymancılara Yönelik Sessizliğinin Nedeni Ne?
Almanya, Süleymancılara neden diğer İslami cemaatlere göre daha hoşgörülü yaklaşıyor? Bu durumun arkasındaki sebepler inceleniyor.
Almanya’nın Süleymancılara Yönelik Sessizliğinin Nedeni Ne?
Almanya, uzun yıllardır ülkedeki İslami cemaatleri sıkı bir denetim altında tutan Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor. Ancak, Süleymancıların devletle olan ilişkileri ve konumları dikkat çekici bir farklılık gösteriyor. Peki, Berlin yönetimi neden bu yapıya karşı daha farklı bir tutum sergiliyor?
Almanya’da Süleymancı Yurtlarının Tanıtımı için Hazırlanan bir Tanıtım Filmi
İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ), yaklaşık 100 bin üyesi ve 300’den fazla merkezi ile Almanya’nın en büyük Müslüman kuruluşlarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Buna rağmen, Alman devletinin bu yapıyla kurduğu yakın ilişki, kamuoyunda merak uyandırıyor.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in 2023 yılında VIKZ’nin Köln’deki merkezini ziyaret etmesi ve cemaat hakkında olumlu ifadeler kullanması, bu ilişkiyi daha da gündeme taşıdı. Ayrıca, Köln Belediye Başkanı Henriette Reker’in cemaatin yeni genel merkez projesinin temel atma törenine katılması, bu yapıya verilen önemi gösteriyor. Yaklaşık 70 milyon avroya mal olması beklenen bu yeni merkez, Almanya’daki en büyük dini yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Son yıllarda Almanya’da birçok İslami dernek ve cami, çeşitli nedenlerle baskılara maruz kalırken, VIKZ’nin devletle olan yakın ilişkisi dikkat çekiyor. Bazı Müslüman kuruluşların etkinlikleri yasaklanırken, Süleymancıların bu tür baskılardan uzak kalması kamuoyunda şu soruyu gündeme getiriyor: Almanya neden Süleymancılara ses çıkarmıyor?
Bu soruya yönelik farklı yorumlar mevcut. Bazı uzmanlar, VIKZ’nin yıllardır devlet kurumlarıyla uyumlu bir şekilde hareket ettiğini ve bu nedenle “ılımlı ortak” olarak değerlendirildiğini savunuyor. Ancak Türkiye’deki bazı güvenlik raporları ve siyasi açıklamalar, cemaat hakkında daha sert değerlendirmeler içeriyor. Bazı raporlar, yapının ileride FETÖ benzeri bir güvenlik tehdidi oluşturabileceğini öne sürüyor.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından, FETÖ’nün Batılı ülkelerdeki yapısı yeniden tartışılmaya başlanmıştı. Bu bağlamda, bazı çevreler Almanya’nın Süleymancılara karşı sergilediği hoşgörülü yaklaşımın ileride farklı siyasi hesapların bir parçası olup olmadığını sorguluyor. Ancak bu sorunun kesin bir cevabı şu an için yok. Almanya’nın birçok İslami cemaate karşı sert tedbirler alırken, Süleymancılarla yakın ilişkiler kurması ve üst düzey devlet temsilcilerinin cemaat etkinliklerine katılması, tartışmaların artmasına neden oluyor.
Sonuç olarak, Almanya’nın VIKZ ile olan ilişkisi, din özgürlüğü ve toplumsal uyum politikalarının bir sonucu mu yoksa daha derin stratejik bir tercih mi içeriyor? Bu konuda kamuoyunu ikna edecek net bir açıklama henüz mevcut değil. Bugün gelinen noktada hala cevap bekleyen soru şu: Almanya, birçok İslami yapıya mesafeli davranırken, Süleymancılara neden ses çıkarmıyor?




