Ödüllü Gazeteci Yusra Elbagir Sudan Savaşını Anlattı
Yusra Elbagir, Sudan’daki savaşın karmaşıklığını ve uluslararası müdahale eksikliğini gözler önüne serdi.
İslami Analiz / Haber Merkezi
Sky News Afrika muhabiri Yusra Elbagir, Sudan’daki savaşın sadece basit bir iç çatışma olmadığını ortaya koyan çarpıcı tanıklıklar sunuyor. Elbagir, Siyonist rejimin Gazze’deki cezasızlığından güç alan paramiliter grupların, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) çıkarları doğrultusunda ülkeyi parçalamaya çalıştığını ifade ediyor. Avrupa’nın bu duruma göz yummasının arkasında ise yatırımlar ve düşmanları dengeleme stratejisi olduğunu belirtiyor.
Elbagir, Gazze’deki şiddetin Sudan’daki çatışmaları nasıl körüklediğini şu sözlerle aktarıyor: “Ukrayna, Sudan, Gazze… Bu bölgelerdeki cezasızlıklar birbirini besliyor. Gazetecilerin güvenli bir ortamda dahi tehdit altında olduğunu bilmek, bu durumun ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. İsrail’in Gazze’deki eylemleri yanına kâr kalıyor, bu da diğer bölgelerde benzer sonuçların doğabileceğini düşündürüyor.”
Sudan’daki insani krizin arkasında yatan güçlerin BAE olduğunu vurgulayan Elbagir, Avrupalı politika yapıcılarla yaptığı görüşmelerde edindiği izlenimleri paylaşıyor. Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) lideri Hemedti’nin büyük bir servet biriktirdiğini ve BAE’nin ona sağladığı desteğin sadece askeri araçlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda uluslararası cezasızlık zırhı sunduğunu aktarıyor. Elbagir, Avrupa’dan duyduğu bir itirafı da hatırlatıyor: “Belki de RSF’nin bizim düşmanlarımızla değil de BAE ile muhatap olması daha iyidir.” Bu mantığın mantıksız olduğunu vurgulayan Elbagir, Avrupa’nın çıkarları doğrultusunda BAE ile yüzleşmekten kaçındığını dile getiriyor.
BAE’nin Sudan’daki hedeflerinin sadece ekonomik değil, stratejik olduğunu belirten Elbagir, Kızıldeniz üzerindeki hakimiyetin de bu savaşın önemli bir parçası olduğunu ifade ediyor. Port Sudan’da yaptığı bir röportajda, RSF milislerinin bir kadına “Kızıldeniz’e ulaşacağız” dediğini aktarıyor. Bu durum, BAE’nin bölgedeki stratejik hedeflerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Uluslararası yardım kuruluşlarının bürokrasi ve güvenlik endişeleri nedeniyle etkisiz kaldığı bir ortamda, sivil direnişin önemine dikkat çeken Elbagir, yardım faaliyetlerinde yer alan gönüllülerin cesaretini ve fedakarlıklarını vurguluyor. BM Dünya Gıda Programı’nın (WFP) yardım gönderme konusundaki zorluklarını aktaran Elbagir, sivil direniş komitelerinin açlıkla mücadeledeki çabalarını da öne çıkarıyor. Gönüllülerin, hayatlarını tehlikeye atarak yardımları ulaştırmaya çalıştığını belirtiyor.




