Irak’taki Kürt Yönetimine Amerikan Desteği Sona mı Eriyor?

Kürdistan Bölgesi’ndeki Amerikan askeri varlığının sona ermesi, bölgedeki güvenlik dinamiklerini nasıl etkileyecek?

17 Ağustos tarihinde, Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisi ve bölgenin dış istihbarat servisi Parastin, İran tarafından düzenlenen bir İHA saldırısına maruz kaldı. Bu, ABD’nin Kürdistan Bölgesi’ndeki askeri üslerinden personel ve teçhizat çekme işlemini başlatmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşti ve bölgedeki gerilimi artırdı. Irak federal hükümeti, bu çekilme sürecinin eylül ayı sonuna kadar tamamlanacağını duyurdu.

Son aylarda, İran ve onunla bağlantılı Iraklı gruplar tarafından Kürdistan Bölgesi’ne yönelik 1000’den fazla saldırı gerçekleştirildi. Bu durum, bölgenin hava savunma sisteminin geleceği hakkında ciddi endişelere yol açarken, boşaltılan askeri tesislerin kontrolünün hangi otoriteye geçeceği konusunda da yeni bir gerilim kaynağı oluşturma riski taşıyor. Her iki mesele de, İran ile ABD arasında süregelen çatışmaların gölgesinde, bölgesel güvenlik dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

Al Majalla’nın elde ettiği bilgilere göre, son iki hafta içinde büyük C-17 Globemaster III nakliye uçakları, Erbil Uluslararası Havalimanı’na bitişik Amerikan askeri üssündeki Patriot hava savunma sistemlerini sökerek Ürdün’deki üslerine taşımaya başladı. Ayrıca, Erbil üzerindeki hava gözetleme balonları da indirilmiş durumda. İngiltere, Rapid Sentry hava savunma sistemini Kıbrıs’a sevk etti. ABD ve İngiltere, Almanya ve Fransa ile birlikte bölgede yalnızca küçük askeri birlikler bırakmayı tercih etti.

Erbil Havalimanı yakınındaki ABD lojistik üssü, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Camp Victory gibi, terörle mücadele operasyonlarında yerel ortaklara destek sağlamak amacıyla kullanılıyordu. 2014 yılından bu yana, bu üs, uluslararası koalisyonun diğer üyeleriyle koordinasyon noktası olarak görev yaptı. Yakınlarda bulunan Harir Askeri Üssü ise, ABD’nin Irak’taki 2003-2011 dönemi askeri varlığı sırasında önemli bir operasyon merkezi olarak kullanılıyordu. Ancak Kürt yetkililer, bu üssün uzun zamandır askeri personel açısından boş olduğunu, yalnızca tesisin işlevselliğini sürdürmek için sınırlı sayıda sivil personel ve ekipman bulunduğunu belirtiyor.

ABD ordusu, mevcut çekilmenin doğası hakkında henüz net bir açıklama yapmadı. Amerikalı yetkililer, ABD güçlerinin farklı mevzileri arasında rutin hareketler yaptığını ve Orta Doğu’daki askeri çatışmaların operasyonel ihtiyaçlara yanıt olarak bu tür yeniden konuşlandırmaları gerekli kıldığını ifade ediyor.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yakın çevreler, Amerikan askeri varlığının önemini küçümsemeye çalışarak, sevkiyatların yalnızca son bir yıl içinde Irak’ın diğer bölgelerinden Kürdistan Bölgesi’ne taşınan güçlerle ilgili olduğunu savunuyor. Üst düzey bir Kürt siyasi kaynak, bu durumu Al Majalla’ya şu şekilde aktardı: “Amerikan varlığını Irak’ta istikrarın korunmasında önemli bir unsur olarak görmemize rağmen, bu gelişme üç nedenle endişe verici değil. Birincisi, ABD’nin düşman bölgesel güçlere karşı Irak’ı terk etmesi mümkün değil. Irak, güvenlik ve askeri alanlar açısından Amerikan çıkarları için stratejik bir merkez olmaya devam ediyor. ABD, 2011’de Irak’tan çekildiğinde, IŞİD’in yükselişiyle birlikte daha güçlü bir şekilde geri dönmek zorunda kaldı.”

İkinci olarak, Kürdistan Bölgesi’nin bölgesel çatışmalara yönelik tarafsız tutumu, bölgenin istikrarı açısından kritik bir öneme sahip. Bu tutum, Kürdistan’ın istikrarını sürdüren temel unsurlardan biri olmaya devam edecektir. Üçüncü olarak, uluslararası askeri varlığın bir kısmının Kürdistan’da farklı isimler altında kalacağına inanıyoruz. Bu, diplomatik çıkarları koruyan güçler veya koordinasyon, eğitim ve istihbarat paylaşım merkezleri şeklinde olabilir. Bu yapılar, bölgeye belirli bir güvenlik koruması sağlayacaktır.

Gözlemciler, Kürdistan Bölgesi’nde ABD’nin boşaltacağı askeri ve lojistik tesislerin kontrolünün kimin eline geçeceği meselesinin, Erbil ile Bağdat arasında uzun sürecek siyasi tartışmalara yol açacağını öngörüyor. Anlaşmazlık, iki taraf arasındaki güvensizliğin yanı sıra, konuyu düzenleyen kurallara ilişkin farklı hukuki ve siyasi yorumları yansıtıyor. ABD güçlerinin Kürdistan’daki varlığı, 1991 ortalarına kadar uzanıyor ve o dönemde BM Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 688 sayılı karar, Kürt bölgelerinde koruma sağlamak amacıyla bir uçuşa yasak bölge oluşturulmasına olanak tanımıştı. Zamanla, bu askeri varlık, Kürdistan Bölgesi’nin oluşumunda ve özerkliğinin korunmasında önemli bir rol oynamıştır. Ancak Irak federal hükümeti, bu dönemin sona erdiğini savunuyor ve Kürdistan’ın federal statüsünün artık yalnızca Irak anayasası tarafından güvence altına alındığını belirtiyor. Federal hükümet, boşaltılan üslerin kontrolünün Irak ordusuna devredilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Kürt tarafı ise Irak anayasasının 121. maddesinin beşinci fıkrasına atıfta bulunarak, bölgesel hükümetin iç güvenlik güçlerinin kurulmasından sorumlu olduğunu öne sürüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu