Suriye Demokratik Güçleri’nin Geleceği: Ateşkes Anlaşması
Suriye Demokratik Güçleri, Şam yönetimi ile yeni bir ateşkes anlaşması imzaladı. Bu durum, güç dengesini nasıl etkileyecek?
Son yaşanan çatışmalar, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) Şam yönetimi ile önemli toprak ve doğal kaynakların devrini içeren bir ateşkes anlaşmasına zorladı. Pazar günü imzalanan bu anlaşma, SDG’nin kayıplarının ardından yaşanan gelişmelerle birlikte geldi.
Şam yönetimi ve SDG, geçmişte benzer anlaşmalar yapmış olsa da, bu seferki anlaşmanın zamanlaması dikkat çekici. Suriye Enformasyon Bakanlığı tarafından açıklanan 14 maddelik mutabakat, hükümet güçlerinin SDG’nin kontrolündeki bölgelerdeki hızlı ilerleyişinin ardından ortaya çıktı. Hükümet, ülkenin en büyük petrol sahasını ele geçirerek kuzey ve doğu Suriye’deki devlet kontrolünü genişletti.
Analistler, bu durumun SDG’yi ekonomik ve siyasi açıdan zayıflattığını belirtiyor. Anlaşma gereği, SDG kuzeydeki Rakka ve doğudaki Deyrizor’un idari ve askeri kontrolünü hızla devretmeyi kabul etti ve yalnızca kuzeydoğudaki Haseke bölgesini elinde tutmaya devam etti.
Geçmişteki müzakerelerle bu anlaşma arasındaki farklar oldukça belirgin. SDG, Ocak 2026’da Haseke, Deyrizor ve Rakka’nın birleşmesine yönelik bir teklifi reddetmişti. Ancak şimdi, SDG’nin sınır geçişlerinin kontrolünü tamamen Şam’a devretmesi ve savaşçıların Suriye ordusuna bireysel olarak katılacak olması, güç dengesinin değiştiğini gösteriyor.
Öte yandan, Suriye hükümeti, Kürt bölgelerinin özel durumunu dikkate alarak, bölgedeki tüm sınır geçişlerini ve kaynakları kontrol altına almayı hedefliyor. Anlaşma, SDG’nin elindeki IŞİD mahkumlarıyla ilgili uluslararası kaygıları da ele alıyor ve Şam’ın bu konudaki sorumluluğunu üstlendiği belirtiliyor.
Atlantik Konseyi’nde araştırmacı olan Ömer Özkızılcık, bu anlaşmanın daha önceki teklifleri büyük ölçüde tekrar ettiğini ifade etti. Geçen yıl Mart ayında SDG, sivil ve askeri yapılarını devlete entegre etmeyi kabul etmişti, ancak uygulamada ilerleme kaydedilemedi.
Pazar günü imzalanan anlaşmanın bir diğer önemli maddesi, PKK ile bağlantılı SDG unsurlarının Suriye’yi terk etmesini gerektiriyor. Geri kalan savaşçılar ise gerekli güvenlik incelemelerinin ardından devlet güçlerine katılacak.
Suriye analisti Fadıl Hancı, bu anlaşmanın daha kesin olduğunu ve Şam’ın Mart ayında yapılan anlaşmayı uygulamaya geçirdiğini gösterdiğini belirtti. Hancı, SDG’nin operasyondan önce reddettiği entegrasyon biçiminin birey temelli olarak tanımlandığını vurguladı.
SDG lideri Mazlum Abdi’nin Haseke valisi olarak atanması, kişisel sonuçlar açısından dikkat çekici. Abdi, Suriye Dışişleri Bakanı’na bağlı olarak görev yapacak ve bu durum, SDG’nin yerel destek kaybını da gözler önüne seriyor. Hükümet güçlerinin ilerleyişi, SDG’ye geçici destek veren Arap aşiretlerinin desteğini zayıflatmış durumda.
Sonuç olarak, SDG’nin durumu, hem uluslararası hem de bölgesel düzeyde önemli değişimlere yol açabilir. Türkiye, ABD ve Suudi Arabistan’ın dahil olduğu bölgesel dinamikler, bu anlaşmanın uzun vadeli etkilerini belirleyecektir.
Kaynak: Mepa News




