İnsanın Varlıkla İlişkisini Koparan Unutkanlık

İnsanın emaneti unutması, varlıkla olan ontolojik bağını zayıflatıyor. Bu durum, düşüncenin derinliğini kaybetmesine neden oluyor.

HAKSÖZ-HABER

İnsanın emaneti unutması, basit bir dikkatsizlik olarak değerlendirilemez. Bu unutma durumu, varlığın içsel anlamı ile dışsal görünümü arasındaki bağın kopması anlamına gelir. Emanet, insanın varlıkla kurduğu ontolojik ortak dilin bir ifadesidir ve bu bağın zayıflaması, insanın insan olma özelliklerini tehdit eder.

Modern insan, yaratılmışlarla olan ortak dilini unutarak, varlığın derin anlamını yüzeysel bir bakış açısıyla değerlendirmeye başlamıştır. Bu durum, düşüncenin tefekkürden uzaklaşıp yalnızca teknik bilgiye indirgenmesine yol açmıştır.

İsmail Ceyran, yazısında İslam’ın insanın varlıkla kurduğu ontolojik ilişkiyi yeniden tesis etme çabasını dile getiriyor. Tevhidin, bu yeniden katılımın bilince dönüşmesi anlamına geldiğini vurguluyor.

İnsan, gördüğü ile anladığı arasında bir mesafe oluşturmuş durumda. Oysa varlık, parçalı değil, anlamlı bir bütünlük arz eder. Kur’an’da yer alan “Biz bir kemik yığını hâline gelmişken, ufalanmışken yeniden mi diriltileceğiz?” (İsrâ, 17/49) sorusu, sadece ahireti inkâr etmekle kalmaz; varlığın mevcut anlamını da göz ardı eder. Dirilişi inkâr eden bir düşünce, varlığı yalnızca dışsal görüntüsüyle algılar. Kemik, kemiktir; taş, taştır; dağ ise sadece bir kütledir.

Kur’an, insanı bu yüzeyselliğe mahkûm etmez. İnsanı derin bir bakış açısına yönlendirir; bu bakış ise sadece görsel bir algı değildir. “Allah’ın yarattıklarını görmüyorlar mı? Onların gölgeleri sağa sola dönmekte ve Allah’a secde etmektedir.” (Nahl, 16/48) ayeti, gölgenin varlığın dışsal görüntüsü, secdenin ise içsel hakikati temsil ettiğini gösterir. Kur’an, bu iki unsuru bir arada değerlendirir. Ontolojik dil, işte burada başlar: Görünenle yönelen, biçimle anlam, hareketle teslimiyet arasında kurulan bağda.

İnsan, bu bağı kurabildiği ölçüde düşünür. Düşünce, soyut bir zihinsel faaliyet olmanın ötesinde, varlıkla yeniden ilişki kurma çabasıdır. Varlığın içsel ve dışsal boyutları arasındaki bağı koparan bir düşünce, gerçek bir düşünce değildir; yalnızca hesap yapar, tasnif eder ve tüketir.

Yazının devamı için tıklayınız.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu