Okul öncesi çocuk sağlığı için uzmanlardan kritik uyarı

Okul öncesi çocuk sağlığı için uyku, beslenme, ekran, aşı ve enfeksiyon uyarıları: Uzmanlar, ailelere yeni eğitim dönemi öncesinde önemli öneriler sundu.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Yasemin Özkale, yeni eğitim dönemi öncesinde ailelere çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığıyla ilgili önemli önerilerde bulundu. Okula hazırlığın yalnızca çanta ve kırtasiye alışverişinden ibaret olmadığını vurgulayan Özkale, okul öncesi çocuk sağlığı için uyku düzeni, beslenme, fiziksel aktivite, ekran kullanımı, aşılar ve duygusal hazırlığın birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Çocukların okula daha sağlıklı başlayabilmesi için uyku saatlerinin okul açılmadan önce kademeli biçimde düzenlenmesi gerektiğini belirten Özkale, beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesini, günlük hareketin artırılmasını ve ekran kullanımına uygun sınırlar getirilmesini önerdi. Çocuğun okul hakkındaki kaygılarını dinlemenin ve onu duygusal olarak yeni döneme hazırlamanın da fiziksel hazırlık kadar önemli olduğu ifade edildi.

Okulların açılması enfeksiyon riskini artırabilir

Çok sayıda çocuğun aynı ortamlarda bulunması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması, eğitim döneminde solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını kolaylaştırabiliyor. İnfluenza, RSV, COVID-19 ve diğer viral enfeksiyonların özellikle kreş, anaokulu ve ilkokulun ilk yıllarında daha sık görülebileceğine dikkat çeken Özkale, tekrarlayan enfeksiyonların her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini belirtti.

Ailelerin yalnızca hastalık sayısına değil, enfeksiyonların şiddetine, süresine, yol açtığı komplikasyonlara ve çocuğun büyüme-gelişmesine etkisine de bakması gerektiğini aktaran Özkale, sağlıklı çocuklarda rutin multivitamin kullanımının gerekli olmadığını söyledi. Yeterli uyku, dengeli beslenme, düzenli hareket, doğru el yıkama, zamanında yapılan aşılar ve sigara dumanından uzak bir ortam temel korunma adımları arasında yer alıyor. Vitamin ve mineral desteğinin ise ancak eksiklik veya özel bir ihtiyaç bulunması durumunda hekim değerlendirmesiyle planlanması gerekiyor.

Yetersiz uykunun dikkat sorunlarına, sabah uyanma güçlüğüne, gün içinde yorgunluğa, davranış problemlerine ve okul performansında düşüşe neden olabileceği belirtildi. Bu nedenle yatış ve kalkış saatleri bir gecede değil, okul başlamadan önce aşamalı olarak değiştirilmelidir. Hafta içi ile hafta sonu arasındaki uyku farkının çok açılmaması, yatmadan önce sakin bir rutin oluşturulması ve telefon ile tablet gibi cihazların mümkünse yatak odasında bulundurulmaması öneriliyor.

Ekran kullanımı tamamen yasaklanmamalı

Özellikle gece saatlerinde ekran karşısında geçirilen zamanın uyku süresini azaltabildiğini ve uykuya dalmayı zorlaştırabildiğini kaydeden Özkale, ailelerin ekran kullanımını değerlendirirken çocuğun ne izlediğini, ne kadar süre kullandığını ve ekranın hangi etkinliğin yerine geçtiğini göz önünde bulundurması gerektiğini söyledi.

Ekranın uyku, fiziksel aktivite, ders çalışma, arkadaşlık ilişkileri veya aileyle geçirilen zamanın önüne geçmesi halinde sınırların yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Uzmanlara göre amaç ekranı tamamen yasaklamak değil, çocuğun günlük yaşamındaki yerini sağlıklı bir düzeyde tutmak olmalı.

Beslenme çantasında su ve dengeli gıdalar bulunmalı

Okul beslenmesinin karmaşık olmak zorunda olmadığını belirten Özkale, çantada protein kaynakları, meyve veya sebze, süt ya da yoğurt gibi seçenekler ile su bulunmasını önerdi. Çocuğun yaşına ve sağlık durumuna uygun olması halinde kuruyemişlerin de beslenmeye eklenebileceği ifade edildi.

Paketli ürünler ve meyve suyunun her gün tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Özkale, çocukların temel içeceğinin su olması gerektiğini vurguladı. Lif içermesi nedeniyle meyvenin kendisinin, meyve suyuna göre daha uygun bir seçenek olduğu belirtildi. Okul başlangıcının aşı durumunu gözden geçirmek için de önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekilerek eksik aşıların, yaşa uygun rapel dozların, özel risklerin ve mevsimsel grip aşısı gerekliliğinin hekimle değerlendirilmesi önerildi.

Ateşle birlikte genel durum bozukluğu veya bulaşıcı hastalık belirtileri bulunan çocukların evde dinlenmesi gerektiği bildirildi. Ateş düşürücü verilerek çocuğun okula gönderilmesinin hem iyileşme sürecini olumsuz etkileyebileceği hem de diğer çocuklara hastalık bulaştırma riskini artırabileceği uyarısı yapıldı.

Antibiyotik her enfeksiyonda kullanılmamalı

Çocukluk çağındaki enfeksiyonların önemli bir bölümünün viral olduğuna işaret eden Özkale, her ateş, öksürük, boğaz ağrısı veya sarı-yeşil burun akıntısında antibiyotik kullanılması gerekmediğini söyledi. Antibiyotik tedavisinin yalnızca hekim değerlendirmesiyle planlanması gerektiği vurgulandı.

Uzayan ya da tekrarlayan ateş, solunum sıkıntısı, belirgin halsizlik, yeterli sıvı alamama, bilinç değişikliği, ciddi ve tekrarlayan enfeksiyonlar, kilo kaybı, büyüme geriliği veya uzun süren öksürük gibi durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Çocuğun duygusal durumu da takip edilmeli

Okul başarısının yalnızca ders çalışma süresi ve sınav notlarıyla ölçülmemesi gerektiğini belirten Özkale, uyku, beslenme, hareket, ruh sağlığı ve dengeli ekran kullanımının okul performansını birlikte etkilediğini ifade etti. Çocuğun okula gitmek istememesinin tek başına isteksizlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekildi.

Sabah yorgunluğu, ayrılık kaygısı, akademik baskı, arkadaş sorunları, akran zorbalığı, öğretmenle yaşanan problemler, uyku bozuklukları, kaygı veya depresif belirtiler okul reddinin arkasında bulunabilir. İçe kapanma, uyku ya da iştahta belirgin değişiklik, sık karın ve baş ağrısı, ders başarısında düşüş, arkadaşlardan uzaklaşma veya aşırı sinirlilik gibi belirtiler görüldüğünde profesyonel destek alınması öneriliyor.

Okul ve ödev yoğunluğu arasında fiziksel aktiviteye ayrılan zamanın kaybolmaması gerektiğini belirten Özkale, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri doğrultusunda 5-17 yaş grubundaki çocuk ve ergenler için günde ortalama en az 60 dakika orta veya yüksek yoğunlukta fiziksel aktivite hedeflenmesi gerektiğini söyledi.

Uzman, ailelere çocukların uyku düzenini okul başlamadan önce oluşturmalarını, her gün hareket etmelerini sağlamalarını, yeterli su tüketimini ve dengeli beslenmeyi önemsemelerini, özellikle gece ekran kullanımını sınırlamalarını ve aşılarını kontrol ettirmelerini önerdi. Ayrıca gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması, ateşli ve genel durumu bozuk çocukların okula gönderilmemesi, çocukların kaygılarının dinlenmesi ve akran zorbalığı ile okul reddinin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.

Çocuk sağlığının tek bir vitamin, takviye veya ürünle korunamayacağını belirten Özkale, okul başlangıcının genel sağlık değerlendirmesi için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Çocuk hekimi kontrolünde boy ve kilo gelişimi, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni, aşılar, görme ve işitme sorunları, kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar gözden geçirilmeli; gerekli görülürse anemi, vitamin-mineral eksiklikleri veya mevcut yakınmalara yönelik ek incelemeler planlanmalıdır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu