Hz. Ebû Bekir’in Hicret Sürecindeki Rolü ve Önemi
Hz. Ebû Bekir’in hicret sürecindeki cesareti ve Hz. Peygamber ile olan dostluğu, İslam tarihindeki yerini pekiştiriyor.
İman edenlerin ve Allah yolunda mücadele edenlerin birbirlerine destek olduğu ifade edilen bir ayet, Hz. Ebû Bekir’in (ra) İslam tarihindeki önemini ortaya koyuyor. Medine’ye hicret sürecinde, Hz. Peygamber’den (sas) izin isteyen Ebû Bekir, Resûlullah’ın kendisine acele etmemesi yönündeki tavsiyesini dikkate alarak hazırlıklarını sürdürdü. Peygamberimizin, Allah’ın ona bir arkadaş göndereceğini belirtmesi, Ebû Bekir’in bu yolculuğa çıkma arzusunu daha da artırdı.
Dört ay sonra, Kureyşlilerin Hz. Peygamber’i öldürme kararı alması üzerine, Ebû Bekir’in evine gelerek Medine’ye hicret edeceklerini bildirdi. O gece müşrikler tarafından kuşatılan evde, Hz. Peygamber, Hz. Ali’yi (ra) yatağına yatırarak, Ebû Bekir ile birlikte Sevr mağarasına doğru yola çıktı. Takip eden müşriklerin mağaranın ağzına kadar gelmesiyle birlikte, korkuya kapılan Hz. Ebû Bekir’i teselli eden Resûl-i Ekrem, onlara zarar veremeyeceklerini ifade etti. Bu olay, Hz. Ebû Bekir’in cesaretini ve inancını pekiştiren bir anı olarak kaydedildi.
Daha sonra nazil olan bir ayette, Hz. Peygamber’in Hz. Ebû Bekir’i “Üzülme, Allah bizimledir.” diyerek teselli ettiği belirtilmektedir. Bu durum, Hz. Ebû Bekir’in İslam tarihindeki yerini daha da önemli hale getirmiştir.
• Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sas) vefatı (M. 632-H. 11 Yılı Rebiü’l-Evvel Ayı)
• Hz. Ebû Bekir (ra) Halife seçildi. (632)




