Suriye’de Esad Yönetimine Karşı Protestolar Artıyor

Suriye’de Esad yönetimine karşı düzenlenen protestolar, halkın adalet ve hesap verebilirlik talepleriyle büyüyor.

Suriye’nin farklı şehirlerinde 12-14 Haziran tarihleri arasında, Beşar Esad yönetimine bağlı yetkililerin hesap vermesi ve bulundukları yerlerden uzaklaştırılması amacıyla protestolar gerçekleştirildi.

BBC’nin medya analiz birimi olan BBC Monitoring‘e göre, Deyrizor’da düzenlenen bir oturma eyleminde katılımcılar, resmi kurumların Esad ile bağlantılı kişilere koruma sağladığını ve onları rehabilite ettiğini iddia etti.

İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 13 Haziran’da Halep, İdlib ve diğer birçok şehirde benzer eylemlerin yapıldığını bildirdi. Protestocular, adalet ve hesap verebilirlik talep ederken, mağdurların haklarına saygı gösterilmesini istedi.

Esad yönetimi, Ahmed Şara önderliğindeki muhalif güçlerin kontrolü ele geçirmesiyle 8 Aralık 2024 tarihinde sona ermişti. Şam yönetimine bağlı SANA haber ajansının aktardığına göre, Suriye Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Komisyonu, 15 Haziran’da yaptığı açıklamada geçmişteki suçlarla ilgili olarak toplu cezalandırma yerine bireysel sorumluluğun aranabileceğini belirtti.

Bu açıklama, İçişleri Bakanlığı’nın İdlib’deki gelişmeleri yakından takip ettiğini duyurmasından bir gün sonra geldi. Bakanlık, geçmişteki suçlar veya ihlallerle ilgili kanıtı olan herkesi resmi kanallar aracılığıyla ilgili makamlara başvurmaya çağırdı.

BBC Monitoring’in Suriyeli medya kuruluşlarına dayandırdığı habere göre, 12-14 Haziran tarihlerinde Esad hükümetiyle bağlantılı kişilerin tutuklanması için protestolar düzenlendi. Hükümet yanlısı Syria TV, 14 Haziran’da Halep’teki gece protestolarının çeşitli bölgeleri sardığını ve ‘şebbihalar’ olarak bilinen Esad yanlısı milislerin hesap vermesi çağrılarının yapıldığını aktardı.

Kanal, Halep’te yüzlerce protestocunun, Esad yanlısı güçlerin iç savaş sırasında ve sonrasında işlediği ihlalleri kınadığını ve şehirden Esad ‘kalıntılarının’ çıkarılmasını talep ettiğini belirtti. Protestocular, mevcut geçiş hükümetini adalet sürecini hızlandırmaya da çağırdı.

Syria TV’nin başka bir haberine göre, şehrin es Sukkari bölgesinde bazı kişiler, protestolar sırasında ‘rejim kalıntılarının’ 24 saat içinde mahalleyi terk etmesini istedi. Devlete ait Suriye el İhbariye kanalı da bir protestocunun, ‘Devlet için kendimizi feda ettik… halk şebbihaların hesap vermesini istiyor’ sözlerini aktardı.

Syria TV, 13 Haziran’da Deyrizor’daki oturma eylemine katılanların ‘şebbihaların’ vilayetten çıkarılması çağrısında bulunduğunu bildirdi. Eylemciler, Deyrizor’un 2011 ayaklanması sırasında ‘özgürlük talebiyle ayağa kalkan’ ilk vilayetlerden biri olduğunu vurguladı.

Kanal, İdlib’in güneyindeki protestocuların ise eski yönetimle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişilerin bölgeye girişini engellemek için toplandığını kaydetti. SOHR ayrıca, 14 Haziran’da Lazkiye kentinde ‘gizemli bildiriler’ dağıtıldığını ve bu bildirilerin ‘doğrudan tehditler’ içerdiğini aktardı. Bu durum, bölgede mezhepsel şiddetin yeniden alevlenmesi korkularını artırdı.

Lazkiye, Alevi azınlığın yoğun olarak yaşadığı bir şehir. Gözlemevine göre, bildirilerden birinde, ‘Lazkiye şebbihalarına son uyarı… ya kenti terk edin ya da evlerinizde kalın, 2011 devrimcileri bunun hesabını soracak’ ifadesi yer aldı. Suriye’deki Alevi azınlık, sosyal medyada sıkça Esad yönetimiyle ilişkilendiriliyor, bu da gruba yönelik saldırı çağrılarını artırıyor. Rejim sonrası çatışmalar sırasında, çoğunluğu Alevi siviller olmak üzere 1.500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

İçişleri Bakanlığı, 14 Haziran’da İdlib’deki gelişmeleri yakından takip ettiğini açıkladı. Bakanlık, suçlar veya ihlallerle ilgili kanıtı olan herkesi resmi kanallar aracılığıyla ilgili makamlara başvurmaya çağırdı. Suriye Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Komisyonu, bir gün sonra yaptığı açıklamada, toplu cezalandırmanın adalet ve insan hakları ilkeleriyle bağdaşmadığını ve mevcut sorunları çözmek yerine yeni mağduriyetler yaratma riski taşıdığını vurguladı. Komisyon, Suriye’de onlarca yıl süren ağır ihlallerin ardından mağdurların ve yakınlarının hakikat, hesap verebilirlik ve adalet taleplerinin meşru olduğunu belirtti. Ancak bu taleplerin, hukukun üstünlüğünü gözeten yasal mekanizmalar aracılığıyla sürdürülmesi gerektiği ifade edildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu