Şi’nin Mısır ziyareti: Kahire görüşmelerinin gündemi
Şi’nin Mısır ziyareti, Gazze, Kızıldeniz, Nil suları ve Çin-Mısır ortaklığının geleceği başlıklarında bölgesel ve küresel gündemi öne çıkarıyor.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Mısır ziyareti, Kahire ile Pekin arasındaki ilişkilerin yeni bir aşamaya taşınmasının hedeflendiği bir dönemde gerçekleşti. Şi, 10 yıl aradan sonra yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında 1 Eylül Salı günü Kahire’ye gelirken, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile 2 Eylül Çarşamba günü İttihadiye Sarayı’nda kapsamlı bir görüşme yaptı.
Ziyaret, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 70. yıl dönümüne denk geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı, temasların 2014 yılında imzalanan kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının uygulanmasının değerlendirilmesini ve ortak çıkar alanlarındaki bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınmasını kapsadığını açıkladı.
Şi’nin Mısır ziyareti, Kahire’nin Gazze savaşı, Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları, Sudan’daki çatışma ve Etiyopya’nın Nil Nehri üzerindeki barajı nedeniyle hassas bir bölgesel ortamda dış politika alanını genişletmeye çalıştığı bir döneme rastladı. Mısır, ABD ile stratejik bağlarını korurken Çin, Rusya, Avrupa ve diğer güçlerle ilişkilerini geliştirerek hareket alanını artırmayı amaçlıyor.
Gazze ve Kızıldeniz gündemin merkezinde
Filistin meselesi, Mısır ile Çin’in bölgesel yaklaşımlarının en fazla kesiştiği başlık olarak öne çıkıyor. Mısır, Gazze’ye yönelik arabuluculuk ve siyasi düzenlemelerde doğrudan rol üstlenirken Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak diplomatik ağırlık taşıyor.
Şi, ziyaret öncesinde Mısır’ın El Ahram gazetesinde yayımlanan makalesinde, iki ülkenin Filistin halkının meşru haklarını desteklediğini, sorunların siyasi yollarla çözülmesi ve bölgede barış ile istikrarın sağlanması için çaba gösterdiğini belirtti.
Mısırlı kaynaklara göre Sisi ile Şi’nin görüşmesinde Gazze’deki gelişmelerin yanı sıra bölgede uygulanabilecek siyasi ve güvenlik düzenlemeleri ile yeniden imar sürecinin ele alınması bekleniyordu. Bölgesel çatışmaların deniz güvenliğine etkisi, İran ve Körfez’deki gelişmeler de görüşme başlıkları arasında yer aldı.
Sudan’daki savaşın da Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu güvenliğiyle bağlantısı nedeniyle gündeme gelmesi bekleniyordu. Deniz yollarının istikrarı iki ülke için de önem taşıyor. Mısır, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’deki çıkarlarını korumaya çalışırken Çin, Avrupa ile ticaretinde bu bölgedeki güzergâhlardan yararlanıyor.
Nil suları ve Etiyopya barajı
Nil Nehri, Mısır’ın ulusal güvenliği açısından en kritik dosyalardan biri olmayı sürdürüyor. Sisi, El Ahram’da yayımlanan yazısında Çin’in tek taraflı adımlardan kaçınılması, karşılıklı yarar temelinde iş birliğinin güçlendirilmesi ve Nil’in Mısır için yaşamsal öneminin dikkate alınması yönündeki tutumuna değer verdiklerini ifade etti.
Çin’in Etiyopya ile yakın ilişkileri, Pekin’in Büyük Etiyopya Rönesans Barajı anlaşmazlığındaki yaklaşımını Kahire açısından önemli hale getiriyor. Mısır’ın Pekin’den Etiyopya’ya açık biçimde karşı çıkmasını istemekten çok, müzakere ve uzlaşı çağrısını güçlendirmeye çalıştığı görülüyor. Kahire ayrıca Nil sularıyla ilgili gelecekteki müzakerelerde tek taraflı uygulamaların reddedilmesinin diplomatik bir ilke olarak korunmasını istiyor.
Sudan, ziyaretin ana gündem maddesi olarak öne çıkmasa da Mısır ve Çin’in bölgesel hesaplarında önemli bir yere sahip. Kahire, Sudan’ın birliğinin ve istikrarının korunmasına, çatışmanın kendi sınırlarına ve çıkarlarına yansımamasına önem veriyor. Pekin ise Sudan’da ve Afrika genelinde ekonomik ve siyasi çıkarlar taşıyor.
Kahire’nin stratejik denge arayışı
Uzmanlara göre Mısır, Washington ile stratejik ortaklığını sürdürürken Pekin, Moskova, Avrupa ve diğer aktörlerle ilişkilerini genişletiyor. Şi’nin ziyareti, Sisi’nin “stratejik denge” olarak tanımladığı dış politika yaklaşımını Çin’le daha kapsamlı bağlar kurarak güçlendirme fırsatı sundu.
Bu temaslar, Mısır’a Çin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üyeliğinden ve ekonomik ağırlığından yararlanma imkânı da sağlıyor. Sisi, dış politikada kutuplaşma ve rekabetin arttığı bir dönemde stratejik denge politikasına bağlı kaldıklarını ve bağımsız dış politika anlayışını sürdüreceklerini belirtti.
Mısır’ın BRICS üyeliği de uluslararası sistemin geleceği ve Küresel Güney’in rolü konularını Kahire açısından daha önemli hale getiriyor. Grup, 2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kurulmuş; Mısır’ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Etiyopya ve Endonezya da 2024 ve 2025 yıllarında gruba katılmıştı.
Mısır’ın eski Pekin Büyükelçisi Ali el-Hefni, ziyaretin öneminin yalnızca ikili ilişkilerden kaynaklanmadığını, bölgesel ve küresel koşulların da bu önemi artırdığını söyledi. El-Hefni, Mısır ile Çin’in bölgesel istikrarın korunması konusunda birbirine yakın yaklaşımlara sahip olduğunu ve Orta Doğu’daki çatışmaların etkilerinin ilgili ülkelerin sınırlarını aşarak küresel ekonomiye ve Çin dahil büyük güçlerin çıkarlarına yansıdığını ifade etti.
El-Hefni’ye göre ortaklık ekonomiyle sınırlı kalmamalı; teknoloji, sanayi, yatırım, altyapı ve kalkınma projelerini de kapsayacak şekilde genişletilmeli. Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hicazi ise artan uluslararası kutuplaşma ve bölgesel gerilimlerin, belirli bloklara katılmadan iş birliği alanlarını çoğaltmayı gerekli kıldığını belirtti.
Hicazi, Mısır ile Çin arasındaki ilişkilerin tarihsel temellerinin değişen uluslararası şartlara rağmen ortaklığın sürmesini ve gelişmesini sağladığını söyledi. Mısır’ın coğrafi konumu, siyasi ağırlığı ve Arap dünyası ile Afrika arasındaki bağları, Pekin’le ilişkilerini bölgesel ölçekte geliştirmesine imkân tanıyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemdeki temel sınama, 70 yıllık ilişkiler boyunca oluşan güvenin daha somut ve etkili ortaklıklara dönüştürülmesi olacak. Şi’nin Mısır ziyareti, iki ülkenin yalnızca ekonomik bağlarını değil, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği konusundaki koordinasyonunu da güçlendirme arayışını ortaya koydu.




