Firavun’un Tehditleri ve İman Eden Sihirbazlar

Firavun, sihirbazların Hz. Musa’ya inanmalarını tehditlerle karşılamış, ancak imanın gücü karşısında aciz kalmıştır.

Firavun, sihirbazlara yönelik tehditlerini savurarak, “Ben size izin vermeden O’na inandınız, öyle mi?” demiştir. Onlara, inandıkları kişinin kendilerine büyüyü öğreten başları olduğunu hatırlatarak, “Sizi cezalandıracağım, ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Böylece hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı olacak göreceksiniz,” şeklinde bir tehditte bulunmuştur.

Zorba Firavun, sihirbazların iman etmelerinin nedenini anlamaktan uzaktır. Oysa ki, bu sihirbazlar kalplerinde yanan bir iman ateşi ile dolmuşlardır. İman, insan kalbini yüce Allah’ın iradesi doğrultusunda yönlendirebilir. Firavun’un bu tehditleri, aslında imanın gücünü ve kalplerin artık güçlü hale geldiğini gösterir. Artık yeryüzündeki tüm güçler zayıf kalmış, tutsaklık ve geçici hayat anlamını yitirmiştir. Bu kalpler, yeni ufuklara açılmıştır ve artık dünya hayatının geçici zevklerine değer vermemektedirler.

Allah Teala, bu ayette Firavun’un azgınlığını ve inkarcılığını gözler önüne sererken, sihirbazların iman etmesine rağmen Firavun’un hakka boyun eğmemesini ve tehditler savurmasını da anlatmaktadır. Firavun, mucizeleri görmesine rağmen, kendisine yardım etmesini beklediği sihirbazların inandığını görünce bile hakikati kabul etmemiştir. Zorbalık ve şiddet, onun başvuracağı yegâne yöntem olmuştur.

Her zorba, hak karşısında aciz kaldığında, gücünü ve otoritesini kullanarak zorbalığa başvurur. Ancak, imanı kalbine yerleştiren bir insan, karşısındaki tüm güçleri hiçe sayar. Sihirbazlar, sabah iman etmiş, öğle vakti Allah’ın erleri olmuş ve akşamında ise şehadet şerbetini içmişlerdir.

Râzî, Firavun’un “Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz?” sözünü, onun kibir ve tanrılık iddiasının bir yansıması olarak değerlendirir. Firavun, sadece bedenlere değil, insanların kalplerine de hükmetmek istemektedir. Sihirbazların iman etmesi, halkın gözünde Firavun’un otoritesini sarsmış ve bu durumu yeniden tesis etme çabası içine girmiştir. O, bu durumu bir “danışıklı dövüş” olarak nitelendirerek, Hz. Musa’nın sihirbazların hocası olduğunu iddia etmiştir.

Râzî, bu iddianın mantıksız olduğunu vurgular. Eğer Musa onların ustası olsaydı, onları herkesin önünde rezil etmezdi. Ayrıca, sihirbazlar dışarıdan getirilmişlerdir ve Musa ile daha önce tanışmaları mümkün değildir. Râzî, Firavun’un delil ile galip gelemediği için kaba kuvvete başvurduğunu belirtir. Bir tartışmada şiddete başvuran taraf, fikren mağlup olduğunun en kesin kanıtıdır. Sihirbazların, bu ağır tehditler karşısında geri adım atmamaları, imanın yarattığı devrimin bir sonucudur. Firavun’dan ödül bekleyen bu insanlar, bir anda ölümü göze almışlardır; bu da imanın kalplerine girmesiyle açıklanır.

FİZİLALİL KUR’AN

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu