Filistinli Esraa Davasında Karar: Tahliye Sonrası Kriz ve İşkence İddiaları
Esraa Davası’nda mahkeme kararı sonrası yaşanan tahliye krizi ve işkence iddiaları gündemde. Aileye kesilen ağır fatura dikkat çekiyor.
Eylül 2025’te ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu önünde Gazze’ye destek amacıyla düzenlenen protestoda yer alan Filistinli Esraa Mohammad Awad Aljamal’ın davasında mahkeme kararı açıklandı. Mahkeme, genç kadının cezaevinden tahliye edilmesine karar vermesine rağmen, Esraa’nın gizlice bir karakola götürülmesi ve avukatının ortaya koyduğu işkence iddiaları, sürecin seyrini değiştirdi. Bu hukuksuzluk zinciri, ailenin yaşadığı zorluklar ve Esraa’nın özgürlüğüne giden yolda yaşanan sancılı süreçle ilgili tüm detaylar ortaya çıktı.
21 Nisan 2026 tarihinde Çağlayan Adliyesi’nde gerçekleştirilen duruşmada, mahkeme heyeti Esraa hakkında hükmünü açıkladı. Genç kadına, “mala zarar verme” suçundan 1 yıl, “tehlikeli madde bulundurma ve el değiştirme” suçundan ise 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Bununla birlikte, “bayrağı tahkir” ve “halka korku ve panik oluşturmak” suçlamalarından beraat kararı alması, mahkemenin kararında dikkat çeken bir diğer husustu. Mahkeme, hapis cezalarının infazının ertelenmesi yönünde bir karar alarak Esraa’nın tahliye edilmesine hükmetti.
Tahliye kararı sonrası yaşananlar ise adeta bir skandal niteliğindeydi. Esraa’nın eşi Onur Aljamal, eşini karşılamak için Silivri Cezaevi önünde tam 14 saat bekledi. Ancak Esraa, ailesine teslim edilmek yerine, gece yarısı bir polis aracıyla gizlice karakola götürüldü. Avukat Gülden Sönmez, bu durumu kamuoyuna duyurarak, müvekkilinin mahkeme kararına rağmen alıkonulmasına sert bir şekilde tepki gösterdi.
Avukat Sönmez, Esraa’nın tutuklandığı günlerde kolluk kuvvetleri tarafından sistematik işkenceye maruz kaldığını ifade ederek, “Ailesinin yanında kafasına plastik bir torba geçirildi. Nefessiz bırakıldı ve bu durum tekrarlandı. Parmakları sıkılarak acı çektirildi. Bu anların video ve fotoğrafları çekildi” dedi. Sönmez, ABD Konsolosluğu’nun bu duruma ilişkin herhangi bir şikayette bulunmamasını eleştirerek, yetkilileri hukuka uymaya davet etti.
Esraa’nın davasında en ağır fatura, ailesine kesildi. Soruşturma sürecinde, Esraa’nın Türkiye’de ziyaretçi olarak bulunan ailesinin evine kapılar kırılarak girildi. Olayla hiçbir ilgisi bulunmayan anne, baba ve kız kardeşi, serbest bırakılmak yerine Göç İdaresi’ne teslim edildi. Aile bireyleri, masumiyetleri tescillenmesine rağmen apar topar sınır dışı edildi ve Türkiye’ye giriş yasağı getirildi.
Olay günü Esraa’nın yardım talebi üzerine, eşi Onur ve arkadaşı İbrahim de davanın mağdurları arasında yer aldı. Sadece yardım ettikleri için her ikisi de “mala zarar verme” suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aylardır süren tutukluluk, aile boyu cezalandırma ve tahliye sonrası yaşanan karakol krizi neticesinde, avukatların ve kamuoyunun kararlı duruşu sayesinde tüm engeller aşıldı. Sonuç olarak, Esraa Mohammad Awad Aljamal, hem hukuken hem de fiilen tamamen özgür hale geldi. Yaşanan tüm bu ağır süreç ve işkence iddialarına rağmen, Esraa nihayet özgürlüğüne ve ailesine kavuştu.




