Tatlı isteği ne zaman sağlık sorununun işaretidir?

Tatlı isteği her zaman şeker ihtiyacından kaynaklanmaz. Uyku, stres, öğün düzeni ve kan şekeri dalgalanmaları bu arzuyu artırabilir.

Arada sırada tatlı yeme arzusu normal kabul edilse de kişinin kendini sık sık kontrol edememesi, yüksek miktarda tatlı tüketmesi ve sonrasında yoğun suçluluk yaşaması dikkate alınması gereken bir durum olabilir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Ege Ramadanoğlu Turan, tatlı isteğinin yalnızca vücudun şekere ihtiyaç duyduğunu göstermediğini belirterek bu durumun açlık, öğün düzeni, beslenmenin içeriği, uyku, stres, fiziksel aktivite ve alışkanlıklarla bağlantılı olabileceğini söyledi.

“Yemekten sonra mutlaka tatlı yemeliyim” veya “Çikolata olmadan duramıyorum” şeklindeki yakınmaların tek başına insülin direnci ya da kan şekeri problemi anlamına gelmediğini vurgulayan Turan, gerçek açlıkla belirli bir yiyeceğe duyulan isteğin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti.

Tatlı isteği gerçek açlıkla karıştırılmamalı

Diyetisyen Turan’a göre gerçek açlık yaşayan kişi genellikle farklı yiyecek seçeneklerine açıktır. Mide boşluğu, enerji azalması, halsizlik ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler de görülebilir. Tatlı isteğinde ise çoğu zaman çikolata, kek, kurabiye veya dondurma gibi belirli bir yiyecek aranır.

Yeterli bir öğünün ardından kısa süre içinde tatlı tüketme arzusu, her zaman fizyolojik açlığa işaret etmez. Alışkanlıklar, stres, ödül mekanizması ve çevresel uyaranlar da bu isteği tetikleyebilir. Bu nedenle kişinin yalnızca ne istediğine değil, ne kadar süredir aç olduğuna, son öğününde neler tükettiğine ve gerçekten herhangi bir yiyeceğe mi yoksa özellikle tatlıya mı yöneldiğine bakması önem taşır.

Kan şekeri dalgalanmaları etkili olabilir

Uzun süre aç kalmak ya da karbonhidrat ağırlıklı, protein ve lif bakımından yetersiz öğünler tüketmek, bazı kişilerde kan şekerinin hızlı yükselip ardından düşmesine yol açabilir. Bu dalgalanmalar açlık, halsizlik ve hızlı enerji sağlayan yiyeceklere yönelme hissini artırabilir. Ancak insülin direnci yalnızca tatlı isteği üzerinden değerlendirilemez.

Uykusuzluk ve stres yeme davranışını değiştiriyor

Yetersiz uyku, iştahın ve enerji alımının artmasıyla ilişkili olabilir. Stres, kaygı ve yoğun çalışma temposu da kişi fiziksel olarak aç olmasa bile kendisini iyi hissettirecek yiyeceklere yönelmesine neden olabilir. Özellikle akşam saatlerinde ortaya çıkan tatlı isteği değerlendirilirken gün içinde tüketilen yiyeceklerin yanı sıra uyku süresi, stres düzeyi ve dinlenmeye ayrılan zaman da göz önünde bulundurulmalıdır.

Kişinin “Bugün ne yedim?” sorusunun yanında “Ne kadar uyudum, ne kadar stres yaşadım ve gün içinde yeterince mola verdim mi?” sorularını da kendisine yöneltmesi, tatlı tüketiminin altında yatan nedenleri fark etmesine yardımcı olabilir.

Öğün atlayanlar akşam zorlanabilir

Sabah yalnızca kahve içmek, öğle öğününü geçiştirmek ve gün boyunca yeterli enerji, protein ve lif almamak, akşam saatlerinde kontrol edilmesi güç bir yeme isteğine zemin hazırlayabilir. Böyle bir durumda kişinin eve geldiğinde çikolata, tatlı veya hızlı tüketilen yüksek enerjili yiyeceklere yönelmesi şaşırtıcı değildir.

Ana öğünlerde protein kaynaklarına, sebze ve diğer lif içeren besinlere, kaliteli karbonhidratlara ve uygun miktarda sağlıklı yağlara yer vermek tokluğun korunmasına katkı sağlayabilir. Kişinin ihtiyaçlarına göre meyve, yoğurt veya kefir ve kuruyemiş de ara öğün seçenekleri arasında değerlendirilebilir.

Hangi belirtilerde doktora başvurulmalı?

Sık tatlı yeme isteği tek başına insülin direnci veya diyabet anlamına gelmez. Ancak bu duruma aşırı susama, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo değişiklikleri, belirgin halsizlik ya da bulanık görme eşlik ediyorsa hekim değerlendirmesi gerekebilir. Diyabet açısından aile öyküsü, fazla kilo veya obezite, hipertansiyon, fiziksel hareketsizlik ve polikistik over sendromu gibi risk faktörleri de dikkate alınmalıdır. Vücut ağırlığının normal olması, metabolik riskleri tamamen ortadan kaldırmaz.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu