İlahiyat ve Medreselerin İslami Amacı: Geleceğimiz Tehlikede mi?

İlahiyat ve medreselerin İslami amaçları sorgulanıyor. 166 kurumun geleceği ve eğitimin kalitesi üzerine değerlendirmeler.

İlahiyat ve Medreselerin İslami Amacı: Geleceğimiz Tehlikede mi?

İlahiyat fakülteleri ve medreselerin İslami amaçları üzerine yapılan tartışmalar, toplumda önemli bir yer tutuyor. Bu bağlamda, Bedri Gencer Hocamızın duyurusu, bu konuda yazmamı teşvik etti. Öncelikle hocamızın duyurusunu paylaşmakta fayda var:

Nûrun ‘alâ Nûr
üniversite + medrese
bilim + ilim
Bizzat bir sohbet vesilesiyle bu güzel ortamı aynel-yakîn tanıma fırsatı buldum.
Dârul Ulûm’dan
Marmara İlahiyat Fakültesi talebesine İslâm âlimi olma yolunda altın bir destek fırsatı

Bu ilim arzına taleb gerek
Gençler!
Fırsatı ganimet bilin.
İlme koşun

İlahiyat ve medreselerin, gerçekten İslami bir eğitim sunup sunmadığını sorgulamak gerekiyor. Türkiye’de toplam 166 ilahiyat ve İslami ilimler fakültesi bulunuyor. Ancak bu kurumların, İslam’ı öğretme konusundaki etkinliği tartışmalıdır.

İslam Dini’nin temel inanç esasları, Kur’ân ile belirlenmiştir. Bu inançları kabul etmeyenler Kâfir olarak adlandırılırken, İslam’a inanıp da uygulamalarında çelişki gösterenler Münafık olarak nitelendirilmektedir.

Son yıllarda, bazı ilahiyat kökenli felsefecilerin, İbn-i Sina ve Farabi gibi önemli düşünürleri kâfir olarak nitelendirmesi dikkat çekmektedir. Bu durum, ilahiyat fakültelerinde aklî ilimlere yeterince önem verilmediğini gösteriyor. Eğer bu fakültelerde nakli ilimlere biraz daha önem verilseydi, inanç kalitemiz artabilirdi.

Ancak, köklü bir dil eğitimi verilemediği ve Kur’ân’ın derinliklerine inilemediği için, bu fakültelerden çıkan mezunların, İslam’ı bir yaşam biçimi olarak benimseme konusunda yetersiz kaldıkları görülmektedir. İlahiyat fakülteleri, çoğunlukla Batı projeleri çerçevesinde şekillenmiş ve bu nedenle gerçek bir İslami eğitim sunamamıştır.

Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinin, İslam’ı sadece yüzeysel bir şekilde öğrettiği ve mezunlarının, toplumsal sorunlara çözüm üretebilecek donanımda olmadıkları bir gerçektir. Bu durum, mezunların İslam’ı hayatlarının merkezine alacak bir eğitim almadıklarını göstermektedir.

Medreseler de benzer bir durumdadır. İçlerinde samimi olanlar olsa da, genel olarak İslamî bir düzen tasavvuru olmayan bireylerin yetişmesi, topluma katkı sağlamaktan uzaktır. Tarihte benzer durumlar, Osmanlı’nın çöküş dönemine işaret etmektedir.

Günümüzde, ilahiyat fakülteleri ve medreseler, mevcut eğitim sisteminin bir parçası olarak, İslam’a yönlendirecek bireyler yetiştirmekten çok, mevcut düzeni koruyacak kişiler yetiştirmektedir. Bu durum, toplumda seküler bir demokrasiyi güçlendiren bir yapı oluşturmakta ve bu da endişe vericidir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin gerçek İslam’a ihtiyaç duyduğu bir dönemde, mevcut eğitim sisteminin gözden geçirilmesi ve ıslah edilmesi gerekmektedir. İslam’ın özüne dönmek ve gerçek İslamî değerleri benimseyen bireyler yetiştirmek, toplumun geleceği için kritik öneme sahiptir.

Ali Rıza Demircan

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu