Sudan’daki Süregeldiği İç Savaş ve Derinleşen İnsani Kriz

Sudan’daki iç savaş ve insani kriz, 11 bin 300 sivil ölümüyle derinleşiyor. Milyonlarca insan yerinden edildi.

Sudan’da süregelen iç savaş ve insani kriz, dünya gündeminde pek yer bulamasa da, durumun ciddiyeti her geçen gün daha da belirgin hale geliyor. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 2022 yılında Sudan’da kaydedilen sivil ölü sayısının 11 bin 300’e ulaştığını bildirdi. Ayrıca, kaybolan veya kimliği henüz tespit edilemeyen binlerce sivilin de bu rakama dahil edilmesiyle, insani krizin boyutlarının ne kadar vahim olduğu gözler önüne seriliyor. Ülkede 14 milyona yakın insan yerinden edilmiş durumda; bir kısmı ülke içindeki kamplarda zor koşullar altında yaşam mücadelesi verirken, diğerleri komşu ülkeler olan Çad, Güney Sudan, Mısır ve Etiyopya’ya sığınmak zorunda kalıyor.

İnsani krizin derinleşmesine neden olan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) adlı milis grubu, özellikle Darfur’un El-Faşir kentinde soykırım ve insanlığa karşı suç olarak değerlendirilebilecek eylemlere imza atıyor. BM, bu tür vahşetlerin Kordofan bölgesine de yayılabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak, BM’nin Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunu tüm Sudan’a genişletme önerisi dışında somut bir çözüm sunmaması, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Sudan Adalet Bakanı Abdullah Muhammed Darf, bu ambargonun genişletilmesinin milislerin işine yarayabileceğini ifade ediyor.

Geçtiğimiz yıl mart ayında Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin başkent Hartum’da kontrolü ele geçirmesi, iç savaşın seyrinde önemli bir dönüm noktası oldu. Kamil İdris’in başkanlığındaki “Umut Hükümeti”, 2026 yılı başında Hartum’da çalışmalarına başlamış olsa da, ülke doğu-batı ekseninde fiilen bölünmüş durumda. 18 eyaletten 13’ünde Sudan ordusunun hakimiyeti sürerken, 5 eyaletin merkezi HDK’nın kontrolü altında. Port Sudan, geçici başkent olarak belirlenmişken, Etiyopya sınırındaki Kassala ve Gadarif eyaletleri de ordunun denetiminde.

Sudan’daki iktidar mücadelesi, sosyolojik açıdan iki ana hat üzerinden ilerliyor. İlk hat, şehirli Araplar ile bedevi Araplar arasındaki çatışmayı içerirken, ikinci hat, bedevi Araplar ile yerel siyahi gruplar arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, şehirli Ce’aliyyin kabilesine mensupken, HDK lideri Muhammed Hamdan Dagalu (Hemedti) yarı-göçebe Cuheyne kabilesinin Rizeygat kolundandır. Rizeygat grubu, HDK içinde önemli bir yere sahip ve bu grup, Arap olmayan Masalit ve Zagava gruplarına karşı kasıtlı bir şekilde şiddet uygulayarak bölgedeki demografik yapıyı değiştirmeye çalışıyor.

Sudan’daki otorite boşluğu, hem iç hem de bölgesel düzeyde insan, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı ağlarının güçlenmesine yol açtı. Libya ve Çad sınırındaki kaçakçılık şebekeleri, Avrupa’ya gitmek isteyen göçmenleri istismar ediyor. Uyuşturucu üretimi ve dağıtımı da artarak devam ediyor; Sudan, bu alanda önemli bir merkez haline geldi. 2026 yılında Port Sudan’da ele geçirilen yarım ton kristal metamfetamin ve El-Ceyli’de bulunan uyuşturucu laboratuvarları, bu durumu gözler önüne seriyor.

Sudan’daki iç savaşın etkileri, komşu ülkelerde de hissediliyor. Çad’a sığınan Sudanlı mülteci sayısı 915 bini aşarken, bu durum yerel halkın sayısını iki katına çıkardı. Güney Sudan’a sığınan yaklaşık 800 bin mülteci, bu ülkenin ekonomik ve siyasi dengesini de olumsuz etkiliyor. Son olarak, Sudan-Etiyopya gerilimi de artarak devam ediyor; Sudan Dışişleri Bakanlığı, Etiyopya’ya ait insansız hava araçlarının Sudan hava sahasını ihlal ettiğini bildirdi.

Mısır, 1,5 milyondan fazla Sudanlı mülteciye ev sahipliği yaparken, Sudan ordusuna destek veriyor. Mısır’ın en büyük ikilemi, hem Sudan’daki çıkarlarını korumak hem de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile olan işbirliğini sürdürmek. Suudi Arabistan ve Türkiye de Sudan Silahlı Kuvvetleri’ni destekleme konusunda Mısır ile aynı çizgide ilerliyor. ABD ve Avrupa Birliği, yaptırım ve diplomatik baskı stratejilerini sürdürüyor; ABD, HDK ve orduya bağlı bazı yapıların mal varlıklarını dondurarak tarafları müzakere masasına çekmeye çalışıyor.

Rusya, iç savaşın başlarında çift taraflı bir tutum sergilerken, sonrasında Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin yanında yer almayı tercih etti. Port Sudan’da bir Rus deniz üssü kurulması planları, 2025 yılı itibarıyla yeniden gündeme geldi. Çin Halk Cumhuriyeti ise, Sudan’daki etkinliğini sürdürmekte zorlanıyor ve petrol sahalarından çekilmeye başladı. Sudan’daki iç savaşın bölgesel kaosa dönüşmesi, Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Sudan’daki iç savaşın geleceği belirsizliğini koruyor. Dört olası senaryo üzerinde durulabilir. İlk senaryoda, küresel baskıyla taraflar masaya oturur ve yeni bir iktidar paylaşımı denemesi yapılır. İkinci senaryoda, çatışmalar düşük yoğunluklu olarak devam ederken, savaş ekonomisi büyümeye devam eder. Üçüncü senaryoda, fiili bölünme resmileşir ve HDK, kontrol ettiği bölgelerde bağımsızlık ilan eder. Dördüncü senaryoda ise, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın uzaması, bölgedeki dengeleri etkileyebilir. Ancak, Sudan’daki savaşın nasıl evrileceği, büyük ölçüde bölgesel aktörlere bağlı olacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu