İsrail’in Suriye Üzerindeki Hegemonya Arayışının Arkasındaki Nedenler

İsrail’in Suriye üzerindeki stratejik hedefleri ve bu hedeflerin arkasındaki gerçek niyetler üzerine bir analiz.

Mahmut Alrantisi / Fokusplus

İsrail’in Suriye Üzerindeki Stratejik Hedefleri

Geçtiğimiz hafta, eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tzachi Hanegbi, Yedioth Ahronoth gazetesinde Suriye cephesinin kapatılması için “Önce Suriye” hedefinin İsrail’in siyasi gündeminin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı. Hanegbi, bu adımın Gazze’deki ateşkes süreci ve İran’a yönelik olası Amerikan askeri müdahalesi gibi karmaşık durumlar göz önüne alındığında, İsrail’in diğer meselelerle ilgilenebilmesi için faydalı olacağını belirtti.

Hanegbi’nin Üç Temel İlkesi

Hanegbi, İsrail’in Suriye politikası için üç ana ilke belirledi. Birincisi, Suriye’deki Dürzi topluluğunun korunması; ikincisi, İsrail’in uluslararası düşman güçlerin Suriye’de konuşlanmasını engellemesi; üçüncüsü ise Golan bölgesinin savunulması çerçevesinde Suriye’nin güneyinin silahsızlandırılmasıdır. Ancak, bu ilkelerin Suriye’nin güvenliği ve egemenliği ile değil, İsrail’in kendi güvenliği ve egemenliği ile ilgili olduğu açıkça görülmektedir.

Hanegbi’nin ilkeleri, Suriye’nin güneyinde İsrail’in hegemonyasını pekiştirmeye yönelik bir strateji olarak değerlendirilmektedir. Dürzilerin korunması, aslında Suriye’ye müdahale etmenin bir bahanesi olarak öne sürülmektedir. Suriye devleti, bu toplulukların korunmasından sorumlu olmalıdır ve başka hiçbir güç bu hakka sahip değildir. Hanegbi’nin önerileri, Suriye halkı üzerinde bir vesayet kurma çağrısı olarak algılanmaktadır ki bu, kabul edilemez bir durumdur.

Bu durum, mevcut Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın azınlıklar konusundaki açıklamalarıyla da örtüşmektedir. Sa’ar, Suriye’deki azınlıkların birleşmesi gerektiğini savunmuş ve bu bağlamda Kürtler ile Dürzileri işaret etmiştir. Bu söylemler, Netanyahu’nun Büyük İsrail projesi çerçevesinde, bölgedeki ülkeleri parçalamaya yönelik bir stratejinin parçası olarak değerlendirilmektedir.

İsrail, Gazze’de Barış Konseyi aracılığıyla yaptığı gibi, Suriye’de de azınlıklar üzerinden bir manda yönetimi kurmayı mı hedefliyor? Eğer bu tür bir müdahale kapısı açılırsa, Suriye’nin güvenliği büyük bir tehdit altına girecektir. Hanegbi’nin ikinci ilkesi, Suriye’nin İsrail için bir güvenlik derinliği haline getirilmesini talep etmektedir. Bu, İsrail’in Filistin sınırları dışındaki hava operasyonlarının özgürlüğünü sağlamak amacıyla Suriye topraklarının kontrolünü talep etmesi anlamına gelmektedir.

Hanegbi’nin üçüncü ilkesi ise, Golan bölgesinin savunulması çerçevesinde Suriye’nin güneyinin silahsızlandırılmasını öngörmektedir. Bu durum, Golan’ın İsrail toprağı olarak tanınması ve güney Suriye’nin İsrail lehine bir tampon bölgeye dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. Böyle bir durumda, Suriye devleti caydırıcılık ve sınırlarını koruma yeteneğini kaybedecek, İsrail ise istediği zaman bu bölgelere müdahale edebilecektir.

İsrail, Filistin topraklarında olduğu gibi, yerleşimleri meşrulaştırmaya çalışmakta ve ardından büyük güçlerden tanınma talep etmektedir. Golan Tepeleri’nde bu strateji açıkça görülmektedir. Şimdi ise, genişleme politikalarını sürdürmek için çevresindeki coğrafyayı yeniden şekillendirme çabası içindedir. Eğer İsrail, uzak bölgelerde operasyonel özgürlük talep ediyorsa, diğer ülkelerin de benzer hakları olmalıdır. Neden yalnızca İsrail’in güvenliği söz konusu olsun?

Hanegbi’nin önerileri, İsrail’in giderek saldırganlaşan politikalarına hizmet eden bir güvenlik doktrini çerçevesinde Suriye’yi yeniden şekillendirme çabası olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Hanegbi’nin ilkelerine verilecek en mantıklı yanıt, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesidir. Suriye’nin coğrafyası ve güvenliği bir bütün olarak ele alınmalıdır. Hiç kimse, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden ve demografik yapısına müdahale eden bir yaklaşım sergileyemez.

Sonuç olarak, İsrail, Güney Suriye’deki etkisini artırmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne güvenmektedir. Tel Aviv, bu hedeflere ulaşmak için Amerikan desteğine ihtiyaç duyduğunu açıkça ifade etmektedir. Ancak, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasında Suriye konusundaki farklı bakış açılarını göz önünde bulundurmak önemlidir. İsrail, Suriye’nin haklarını istismar etmeye yönelik bir yaklaşım sergilemekte ve bu durum, Suriye’nin güvenliği ve istikrarı için tehdit oluşturmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu