İsrail’deki Haredi-Seküler Çatışması Derinleşiyor

İsrail’de Haredi ve seküler Yahudiler arasındaki çatışma, ekonomik adaletsizlikler ve askeri muafiyet sorunlarıyla derinleşiyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

İsrail’de asker açığı sorunu büyüyor!

İsrail’de, askere gitmeyi reddeden ultra-Ortodoks Haredi Yahudiler, sık sık polisle karşı karşıya geliyor. Haredi topluluğunun destek kaybı, İsrail ordusunun asker açığını kapatma çabalarını zorlaştırıyor. Başbakan Netanyahu, Haredi desteğini kaybetmemek için çaba sarf ederken, ordu hükümet ve Harediler arasında sıkışmış durumda. Bu asker krizi, seküler ve ultra-Ortodoks Yahudiler arasındaki çatışmayı da gözler önüne seriyor. Avrupa kökenli laik-seküler Yahudilerin nüfuzları ise giderek azalıyor.

İsrail Cumhurbaşkanı İsaac Herzog, Batı Kudüs’te düzenlenen bir etkinlikte, toplumun kenar mahallelerinden merkeze doğru bir “canavarlaşma” sürecinin yaşandığını vurgulamıştı. Ultra-Ortodoks Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Herzog’un açıklamalarına sert tepki göstererek, “İsrail devletinin yüz binlerce vatandaşını canavar olarak nitelendiren bir cumhurbaşkanı, bu göreve layık değildir” demiştir.

İsrail, içindeki çatışmaları dışarıya yayarak parçalanmayı önlemeye çalışıyor. Ancak, genç ve eğitimli Yahudilerin ülkeden kaçışları, toplumsal bölünmeyi derinleştiriyor. Son yıllarda Avrupa’da doğmuş Yahudilerin oranı artarken, Siyonist projeye dayalı göçün yerini tersine göç alıyor.

2025 yılında “İsrail Demokrasi Enstitüsü” tarafından yapılan bir araştırma, önemli bir kısmın genç Yahudilerin ülkeyi terk etmeyi düşündüğünü ortaya koyuyor. Göç etmeyi planlayanların yüzde 43’ü Avrupa Birliği ülkelerini tercih ederken, ABD ve Kanada da tercih edilen diğer ülkeler arasında yer alıyor. Artık İsrail, Yahudiler için güvenli bir sığınak olarak algılanmıyor. Avrupa’da Yahudi karşıtlığının artmasına rağmen, İsrail’den kaçışların devam etmesi, Siyonizmin başarısızlığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Avrupa kökenli seküler-laik Yahudilerin, İsrail nüfusundaki oranları giderek azalırken, köktenci Yahudilerin sayısı artış gösteriyor. Bu durum, ultra-Ortodoks Yahudiler arasındaki yüksek doğum oranlarından kaynaklanıyor.

İsrail’in ilk başbakanı David Ben-Gurion, ultra-Ortodoks Yahudileri içerde tutabilmek için Tevrat okullarında eğitim görenlerin askerlikten muaf tutulmasını sağlamıştı. O dönemde Haredi nüfusu az olduğu için bu tavizler kabul edilebilirken, günümüzde seküler-laik Yahudiler için bu durum tahammül edilemez hale gelmiştir.

Askerlikten muaf kalan Harediler’in sayısının, askere alınma çağındaki İsraillilerin önemli bir yüzdesini oluşturduğu belirtiliyor. Her yıl on binlerce askere çağırma emri gönderilmesine rağmen, bu emre uyanların sayısı oldukça az. Eğer bu durum devam ederse, 2027 yılında personel sayısında ciddi bir düşüş yaşanması bekleniyor. Asker açığının giderilememesi, tekrar tekrar görev yapan yedek askerleri ve ailelerini öfkelendiriyor.

Dini Siyonist yayınlar, askere gitmek istemeyenlerin yalnızca Harediler ile sınırlı olmadığını vurguluyor. Bu yayınlara göre, ruh sağlığı gerekçesiyle askerlikten muafiyet belgesi alanların önemli bir kısmı seküler-laik Yahudilerden oluşuyor. Ayrıca, muafiyet belgesi temin etmenin avukatlar ve psikiyatristler için kazançlı bir iş kapısı haline geldiği de ifade ediliyor.

“İsrail Demokrasi Enstitüsü”nün anketine göre, seküler İsraillilerin yüzde 98,5’i askere gitmeyen Harediler’e yaptırım uygulanmasını destekliyor. Ancak Netanyahu’nun ultra-Ortodoks ortakları, Harediler’in zorla askere alınması durumunda hükümetten ayrılmakla tehdit ediyor. Netanyahu’nun en büyük korkusu, ultra-Ortodokslarla olan ittifakın bozulmasıdır.

Seküler-laik Yahudilerin bir diğer şikayeti ise askeri muafiyetle eğitim gören Yeşiva öğrencilerinin iş gücüne katılmamalarıdır. Yeşivalar için ayrılan ödenekler de eleştiri konusu olmaktadır. Seküler Yahudiler, Yeşiva’ları “asalaklar” olarak nitelendiriyor. Eğitimli genç Yahudilerin İsrail’den kaçışlarında bu faktörler de etkili olmaktadır.

İsrail, asker açığını kapatmak amacıyla, Yahudi olmayan bazı etnik grupları “paralı asker” olarak istihdam etmeyi dahi düşünmektedir. Ancak, dinî ve ırkçı Siyonistler için böyle bir durum kabul edilemez görünmektedir. Sonuç olarak, hem dışa göç, hem asker açığı, hem de seküler-laik ile Harediler arasındaki ayrışma, İsrail’in karşılaştığı ciddi sorunlar arasında yer alıyor. Filistinlileri yok etmek için soykırım uygulamaya çalışan Siyonistler, kendilerini de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyorlar.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu